Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Madam Bovary

Madam Bovary

Emma, kimi zamanlar yaşamının en güzel günlerinin yine de bunlar olduğunu düşünüyordu; çünkü bunlar balayı günleri sayıldı. Ama bunun tadına varmak için hiç kuşkusuz ki, isimleri insanın kuağında çınlayan o uzak diyarlara gitmek gerekirdi. İnsan ancak oralarda, evlilikten hemen sonraki günleri tatlı tembellikler içinde geçirirdi. Örtülü mavi ipekli perdeleri ve arabacının mırıldandığı şarkı eşliğinde, posta arabasında dik yolları tırmandı. Arabacının şarkısı; keçilerin çıngırakları ve çağlayanın boğuk gürültüsüyle birlikte dağlarda yankılanırdı.Gün batarken, körfez kıyılarında limon çiçeklerinin kokularını içine çeker, sonra da akşam olunca, oturdukları köşkün taraçasında kocasıyla baş başa, parmakları birbirine kenetli olarak, yıldızlara bakıp düşler kurardı. Ona göre mutluluk, tıpkı kimi yerde yetişip kimi yerde yetişmeyen bitkiler gibi, ancak dünyanın belirli bazı yerleri yetiştirebilirdi. Ne olurdu, İsviçre'deki bir köşkün balkonuna dirseklerini dayayabilseydi ya da yanında, siyah kadifeden uzun etekli bir ceket giymiş, ayağında yumuşak deriden çizmeler, başında sivri bir şapka bulunan bir kocayla birlikte, içi hüzünle doluyken, İskoçya'da bir köşkte olabilseydi!
Yazar:Gustave Flaubert
Çevirmen:Zuhal Ermişoğlu
Sayfa Sayısı:476
Dil:Türkçe
Isbn:9789756457805
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
6,48 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Madam Bovary
Emma, kimi zamanlar yaşamının en güzel günlerinin yine de bunlar olduğunu düşünüyordu; çünkü bunlar balayı günleri sayıldı. Ama bunun tadına varmak için hiç kuşkusuz ki, isimleri insanın kuağında çınlayan o uzak diyarlara gitmek gerekirdi. İnsan ancak oralarda, evlilikten hemen sonraki günleri tatlı tembellikler içinde geçirirdi. Örtülü mavi ipekli perdeleri ve arabacının mırıldandığı şarkı eşliğinde, posta arabasında dik yolları tırmandı. Arabacının şarkısı; keçilerin çıngırakları ve çağlayanın boğuk gürültüsüyle birlikte dağlarda yankılanırdı.

Gün batarken, körfez kıyılarında limon çiçeklerinin kokularını içine çeker, sonra da akşam olunca, oturdukları köşkün taraçasında kocasıyla baş başa, parmakları birbirine kenetli olarak, yıldızlara bakıp düşler kurardı. Ona göre mutluluk, tıpkı kimi yerde yetişip kimi yerde yetişmeyen bitkiler gibi, ancak dünyanın belirli bazı yerleri yetiştirebilirdi. Ne olurdu, İsviçre'deki bir köşkün balkonuna dirseklerini dayayabilseydi ya da yanında, siyah kadifeden uzun etekli bir ceket giymiş, ayağında yumuşak deriden çizmeler, başında sivri bir şapka bulunan bir kocayla birlikte, içi hüzünle doluyken, İskoçya'da bir köşkte olabilseydi!
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı