Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Kur’an'da Varoluş ve İnsan

Kur’an'da Varoluş ve İnsan

"İzlerin birbirine karıştığı bir noktada, bunalımlı veya bunalıma girmeye çok yakın insanlara el uzatılmalı. İçten bir dostluk, samimiyet ve inançla. Bu gaye için felsefenin metot ve olumlu yönlerinden faydalanılabilir. Bacon da belirttiği gibi, kaynak, yöntem ve amaç farklılaşmalarına karşın, ‘gerçek ve boyutlu felsefe’ de bizi dinin hakikatlerine ulaştıracaktır. Bu amaçla yapılacak çalışmalarda geçliğimizin bunalımlarına temel kaynaklık yaptığına inandığımız Tanrı, Tanrı – insan ilişkisi, kişi hürriyeti ve Tanrı’nın mevcudiyeti, vb. konulara ışık tutmaya çalışılmalı. Bu bağlamda özellikle, Allah’ın mevcûdiyetine îmanın bir problem değil, ama en üst seviyede bir hakikat olduğunu ve mutluluğun bu hakikate bağlanmada yattığını göstermeye gayret sarf edilmeli.. Jaspers’in aşağıdaki ifadeleri, temel çıkış noktasının tespiti bakımından, önemle üzerinde durmaya değer: “İnanç, insanın bizzat kendi ötesine çıkıp varoluşun kaynağı ile bağlantı kurduğu benliğidir ve kendi iç derinliğinde onu harekete getirici ve doyurucudur. Nihilizm, inançsızlığın içine batmadır, gömülmedir. Sanki, onun başıboşluğunda içgüdüleri ile yaşayabilen insanlardan bir hayvan türü çıkmakta ortaya. (…) İnsan [ise] yalnız içgüdüleri ile donanan bir yaratık olamaz, yalnız bir akıl ve mantık merkezi de değildir insan beyni, bunlarla birlikte ve bunların üstüne çıkan bir varlıktır. O, psikolojinin, fizyolojinin ve sosyolojinin nihayet bitip tükenecek olan bir obje’si olarak düşünülemez. İnsan her şeyi sarıp kuşatanla kendi benliği arasında bir akış kurduğu zaman ondan bir pay alabilir. Bu bağ, fikir halinde iken ona ide dersek, varoluş söz konusu olunca buna inanç denir”. Öyleyse inanç, kendini bize sıfat ve fiilleriyle ifşa eden, Pascal’ın da ifade ettiği gibi, kâinatın aydınlatıcısı ebedî ve ölümsüz bir lamba gibi, varlığa hayat veren Allah’a dürüst bir yakınlık ve bağlılıkla gerçekleşeciktir. Bu bağlılık bizi hayat ve kendimizin anlamını idrâke sevk ederken, bu alemin, Kâdiri Mutlak’ın his olunabilecek en büyük alâmeti olduğu şuurunu verecektir. Bize, kendi beşerî menzilimizi öğretecek, bir şeyler olduğumuzu, ama her şey olmadığımızı gösterecektir".
Yazar:Prof. Dr. Sadık Kılıç
Sayfa Sayısı:224
Dil:Türkçe
Isbn:9786053423881
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:12.01.2018
145 TL
94,25 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Kur’an'da Varoluş ve İnsan
"İzlerin birbirine karıştığı bir noktada, bunalımlı veya bunalıma girmeye çok yakın insanlara el uzatılmalı. İçten bir dostluk, samimiyet ve inançla. Bu gaye için felsefenin metot ve olumlu yönlerinden faydalanılabilir. Bacon da belirttiği gibi, kaynak, yöntem ve amaç farklılaşmalarına karşın, ‘gerçek ve boyutlu felsefe’ de bizi dinin hakikatlerine ulaştıracaktır. Bu amaçla yapılacak çalışmalarda geçliğimizin bunalımlarına temel kaynaklık yaptığına inandığımız Tanrı, Tanrı – insan ilişkisi, kişi hürriyeti ve Tanrı’nın mevcudiyeti, vb. konulara ışık tutmaya çalışılmalı. Bu bağlamda özellikle, Allah’ın mevcûdiyetine îmanın bir problem değil, ama en üst seviyede bir hakikat olduğunu ve mutluluğun bu hakikate bağlanmada yattığını göstermeye gayret sarf edilmeli.. Jaspers’in aşağıdaki ifadeleri, temel çıkış noktasının tespiti bakımından, önemle üzerinde durmaya değer: “İnanç, insanın bizzat kendi ötesine çıkıp varoluşun kaynağı ile bağlantı kurduğu benliğidir ve kendi iç derinliğinde onu harekete getirici ve doyurucudur. Nihilizm, inançsızlığın içine batmadır, gömülmedir. Sanki, onun başıboşluğunda içgüdüleri ile yaşayabilen insanlardan bir hayvan türü çıkmakta ortaya. (…) İnsan [ise] yalnız içgüdüleri ile donanan bir yaratık olamaz, yalnız bir akıl ve mantık merkezi de değildir insan beyni, bunlarla birlikte ve bunların üstüne çıkan bir varlıktır. O, psikolojinin, fizyolojinin ve sosyolojinin nihayet bitip tükenecek olan bir obje’si olarak düşünülemez. İnsan her şeyi sarıp kuşatanla kendi benliği arasında bir akış kurduğu zaman ondan bir pay alabilir. Bu bağ, fikir halinde iken ona ide dersek, varoluş söz konusu olunca buna inanç denir”.
 
Öyleyse inanç, kendini bize sıfat ve fiilleriyle ifşa eden, Pascal’ın da ifade ettiği gibi, kâinatın aydınlatıcısı ebedî ve ölümsüz bir lamba gibi, varlığa hayat veren Allah’a dürüst bir yakınlık ve bağlılıkla gerçekleşeciktir. Bu bağlılık bizi hayat ve kendimizin anlamını idrâke sevk ederken, bu alemin, Kâdiri Mutlak’ın his olunabilecek en büyük alâmeti olduğu şuurunu verecektir. Bize, kendi beşerî menzilimizi öğretecek, bir şeyler olduğumuzu, ama her şey olmadığımızı gösterecektir".

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı