Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Işık Hep Oradaydı

Işık Hep Oradaydı

Amerikalı yazar Nancy Kricorian Türkçeye çevrilen üçüncü romanı Işık Hep Oradaydı’da bu kez bizi işgal altındaki Paris’e götürüyor. Kricorian, Nazilerin Haziran 1940’ta Paris’e girmesiyle başlayan romanında, Paris’in banliyölerinde yaşayan göçmen bir Ermeni ailenin dört yıl süren işgal ve savaşın getirdiği sefalet karşısında hayata tutunma çabasını anlatarak dönemin atmosferini yakalamayı başarıyor. Siyasi şiddet, katliamlar, açlık ve güvensizlik ortamında dahi direnişin ve umudun var olmaya devam ettiği Paris’te, aşk da ruhları türlü hallerin girdabına sürüklemeyi sürdürüyor. Romanda, Ermeni aileler Yahudi dost ve komşularının başlarına gelen felaketle henüz çeyrek asır önce kendi başlarına gelen felaket arasında, geçmişle bugün arasında gidip gelirken, onların tarihin tekerrür edeceğine dair duydukları korku, metindeki gerilimi artırıyor.Paris nasıl önce düşüp sonra direndiyse, romandaki karakterler de açlık, savaş ve verilen kayıplar karşısında tekrar tekrar yeniliyor, ancak pes etmiyor. Paris eninde sonunda kurtuluyor ancak romanın karakterlerinden birinin de söylediği gibi, bu en büyük insanlık suçlarına tanıklık etmiş olanların bazı sınavlardan selamete çıkması pek mümkün olmuyor. Yine de romanın isminin de vaat ettiği üzere, bütün bu karanlığa rağmen çatlaklardan sızan bir ışık hep oluyor.
Yazar:Nancy Krikoryan
Çevirmen:Zeynel Can Gündoğdu
Sayfa Sayısı:272
Dil:Türkçe
Isbn:9786052100530
Boyut:13 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:25.10.2019
225 TL
178,43 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Işık Hep Oradaydı
Amerikalı yazar Nancy Kricorian Türkçeye çevrilen üçüncü romanı Işık Hep Oradaydı’da bu kez bizi işgal altındaki Paris’e götürüyor. Kricorian, Nazilerin Haziran 1940’ta Paris’e girmesiyle başlayan romanında, Paris’in banliyölerinde yaşayan göçmen bir Ermeni ailenin dört yıl süren işgal ve savaşın getirdiği sefalet karşısında hayata tutunma çabasını anlatarak dönemin atmosferini yakalamayı başarıyor. Siyasi şiddet, katliamlar, açlık ve güvensizlik ortamında dahi direnişin ve umudun var olmaya devam ettiği Paris’te, aşk da ruhları türlü hallerin girdabına sürüklemeyi sürdürüyor. Romanda, Ermeni aileler Yahudi dost ve komşularının başlarına gelen felaketle henüz çeyrek asır önce kendi başlarına gelen felaket arasında, geçmişle bugün arasında gidip gelirken, onların tarihin tekerrür edeceğine dair duydukları korku, metindeki gerilimi artırıyor.
Paris nasıl önce düşüp sonra direndiyse, romandaki karakterler de açlık, savaş ve verilen kayıplar karşısında tekrar tekrar yeniliyor, ancak pes etmiyor. Paris eninde sonunda kurtuluyor ancak romanın karakterlerinden birinin de söylediği gibi, bu en büyük insanlık suçlarına tanıklık etmiş olanların bazı sınavlardan selamete çıkması pek mümkün olmuyor. Yine de romanın isminin de vaat ettiği üzere, bütün bu karanlığa rağmen çatlaklardan sızan bir ışık hep oluyor.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı