Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
İktisadi Aklın Eleştirisi

İktisadi Aklın Eleştirisi

 Kapitalistler, “duvar”ın yıkılışının ardından kendileri için daha uygun bir “vahşet” ortamının oluşmasının sevinciyle “solun öldüğünü” ilan ettiler. Oysa ölen, kapitalizmin platformundan çıkamadığı için gayri insani bir niteliğe bürünen reel-sosyalizmdi... “Duvar”ın yıkılmasından önce de reel-sosyalizme karşı çıkan Gorz, bu kitabında, kapitalizmin ve reel-sosyalizmin benzerliklerini göstererek asıl onların öldüğünü söyler. Ve onları aşan, alternatif bir sosyalizmin asıl şimdi mümkün olduğunu gösterir. Sanayi toplumlarının iki yüzyıllık ütopyası olan kapitalizmin ve reel-sosyalizmin çöktüğünü, bu krizin, modernliğin değil, modernliğin üzerinde yükseldiği önermelerin; aklın değil, akılcılaştırmaların krizi olduğunu söyleyerek yeni bir sosyalist ütopya imkânlarını tartışır. Öncelikle “her şeyin sayılabilir ve satılabilir olduğu”, “daha fazlanın daha değerli olduğu” iktisadi akılsallığı reddeder. İktisadi aklın kutsallaştırdığı “çalışma”yı sert bir biçimde eleştirirken üretim, tüketim, verimlilik kavramlarını da sorgular. Ona göre “çalışma” modernliğin evladı olan kapitalizm tarafından dinsel ve akıldışı gerekçelerle ibadete dönüştürülmüştür. Kapitalizmin “çalışma ideolojisi”ni ödünç alan reel-sosyalizm ise püriten etiğin yerine “sosyalist vatan” ve “parti” etiğini geçirerek “çalışma”nın özüne ve hiyerarşisine dokunmamış, böylece, insanın köleleştirilmesine ve yabancılaştırılmasına katkıda bulunmuştur. Gorz ise alternatif bir sosyalizmin esas olarak “boş zaman toplumu” olması gerektiğini savunur.Mutluluğun, tüketime ve çalışmaya değil, duygusal ve kültürel alışverişin yoğunluğuna bağlı olduğunu; “boş zaman”ın yaratıcılığa, birlikte yaşama becerisinin geliştirilmesine, sanata, oyuna ve aşka imkân verdiğini anlatır. Ve hangi toplumsal örgütlenme altında olursa olsun “çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz” sorusuna verilecek cevaba dikkat çeker. Bu cevap, aynı zamanda, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimizi ve yaşama verdiğimiz anlamın niteliğini de gösterecektir.Kapitalizmin vahşeti karşısında yaşanabilir ve uygulanabilir bir ütopya arayanlara... Her şeyi sayılan, satılan ve tüketilen bir anlayışa indirgeyen “iktisadi aklı” sorgulamadan yeni bir sosyalizmin kurulamayacağına inananlara... Sevginin, şefkatin, dostluğun ve aşkın üretimden daha önemli olduğunu düşünenlere... Ve bir sabah işe gitmeyi, sevgilisine dokunmak için reddedenlere...   
Yazar:Andre Gorz
Çevirmen:Işık Ergüden
Sayfa Sayısı:320
Dil:Türkçe
Isbn:9789755390857
Boyut:13 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:3. Hm. Kağıt
Yayın Tarihi:16.01.2019
240 TL
165,60 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
İktisadi Aklın Eleştirisi
 
Kapitalistler, “duvar”ın yıkılışının ardından kendileri için daha uygun bir “vahşet” ortamının oluşmasının sevinciyle “solun öldüğünü” ilan ettiler. Oysa ölen, kapitalizmin platformundan çıkamadığı için gayri insani bir niteliğe bürünen reel-sosyalizmdi... “Duvar”ın yıkılmasından önce de reel-sosyalizme karşı çıkan Gorz, bu kitabında, kapitalizmin ve reel-sosyalizmin benzerliklerini göstererek asıl onların öldüğünü söyler. Ve onları aşan, alternatif bir sosyalizmin asıl şimdi mümkün olduğunu gösterir. Sanayi toplumlarının iki yüzyıllık ütopyası olan kapitalizmin ve reel-sosyalizmin çöktüğünü, bu krizin, modernliğin değil, modernliğin üzerinde yükseldiği önermelerin; aklın değil, akılcılaştırmaların krizi olduğunu söyleyerek yeni bir sosyalist ütopya imkânlarını tartışır. Öncelikle “her şeyin sayılabilir ve satılabilir olduğu”, “daha fazlanın daha değerli olduğu” iktisadi akılsallığı reddeder. İktisadi aklın kutsallaştırdığı “çalışma”yı sert bir biçimde eleştirirken üretim, tüketim, verimlilik kavramlarını da sorgular. Ona göre “çalışma” modernliğin evladı olan kapitalizm tarafından dinsel ve akıldışı gerekçelerle ibadete dönüştürülmüştür. Kapitalizmin “çalışma ideolojisi”ni ödünç alan reel-sosyalizm ise püriten etiğin yerine “sosyalist vatan” ve “parti” etiğini geçirerek “çalışma”nın özüne ve hiyerarşisine dokunmamış, böylece, insanın köleleştirilmesine ve yabancılaştırılmasına katkıda bulunmuştur. Gorz ise alternatif bir sosyalizmin esas olarak “boş zaman toplumu” olması gerektiğini savunur.Mutluluğun, tüketime ve çalışmaya değil, duygusal ve kültürel alışverişin yoğunluğuna bağlı olduğunu; “boş zaman”ın yaratıcılığa, birlikte yaşama becerisinin geliştirilmesine, sanata, oyuna ve aşka imkân verdiğini anlatır. Ve hangi toplumsal örgütlenme altında olursa olsun “çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz” sorusuna verilecek cevaba dikkat çeker. Bu cevap, aynı zamanda, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimizi ve yaşama verdiğimiz anlamın niteliğini de gösterecektir.
Kapitalizmin vahşeti karşısında yaşanabilir ve uygulanabilir bir ütopya arayanlara... Her şeyi sayılan, satılan ve tüketilen bir anlayışa indirgeyen “iktisadi aklı” sorgulamadan yeni bir sosyalizmin kurulamayacağına inananlara... Sevginin, şefkatin, dostluğun ve aşkın üretimden daha önemli olduğunu düşünenlere... Ve bir sabah işe gitmeyi, sevgilisine dokunmak için reddedenlere...
 
 
 
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı