Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Su Dağları Çeçenya ah Çeçenya

Su Dağları Çeçenya ah Çeçenya

Bu roman; Ellerden işaret parmaklarına, çatık kaşlardan tebessüme yol bulmuşların romanıdır...Zarı ince olan yüreklerin kanadığı yıllara ait. Dünyadaki birkaç ülkeden biri. Burası Çeçenya...Evet!.. Bu ülke öyle bir denizdi ki, balıktan çok olta atılmıştı içine. Emperyalistler, şaraplı dudaklarını onların haritalarıyla siliyordu. Azizler üzüm topluyor, şeytanlar şarap yapıyordu. Ama herkesin bir hesabı vardı şüphesiz. Sisin arkasında yaşanan bir soykırım. Böyle bir dünyada umut ne yapsın, kim ad versin bu yazıklara?..İşte böyle bir dünya!.."... Bir daha!.. Ne soğuk gecelerde üşüdüler,ne yazdan kalma kuru çalıların dikeni battı parmaklarına... Ne çaydanlıklara çamur sıvadı namlu tutan eller... Ne camların gerisinde beklediler, nede aç günler geçireceklerdi artık...Kenger kurusundan un yapmakta yoktu, hani!.. Taşlara yaslanmakta!..Neydi o yetim başlı tasalar, al işte!..Bardağın taşa çalınışı gibi gönlüde çoktan yüreğe çarpmışlardı..."
Yazar:Cahit Okçu
Sayfa Sayısı:220
Dil:Türkçe
Isbn:9789752641327
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:04.05.2009
130 TL
89,38 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Su Dağları Çeçenya ah Çeçenya
Bu roman; Ellerden işaret parmaklarına, çatık kaşlardan tebes
süme yol bulmuşların romanıdır...
Zarı ince olan yüreklerin kanadığı yıllara ait. Dünyadaki birkaç ülkeden biri. Burası Çeçenya...
Evet!.. Bu ülke öyle bir denizdi ki, balıktan çok olta atılmıştı içine. Emperyalistler, şaraplı dudaklarını onların haritalarıyla siliyordu. Azizler üzüm topluyor, şeytanlar şarap yapıyordu. Ama herkesin bir hesabı vardı şüphesiz. Sisin arkasında yaşanan bir soykırım. Böyle bir dünyada umut ne yapsın, kim ad versin bu yazıklara?..
İşte böyle bir dünya!..
"... Bir daha!.. Ne soğuk gecelerde üşüdüler,
ne yazdan kalma kuru çalıların dikeni battı parmaklarına... Ne çaydanlıklara çamur sıvadı namlu tutan eller... Ne camların gerisinde beklediler, nede aç günler geçireceklerdi artık...Kenger kurusundan un yapmakta yoktu, hani!.. Taşlara yaslanmakta!..
Neydi o yetim başlı tasalar, al işte!..
Bardağın taşa çalınışı gibi gönlüde çoktan yüreğe çarpmışlardı..."

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı