Adı Yok Sayı:62 Güz 2012/ Mevsimlik Gençlik Edebiyat Dergisi
Eylül her sene diğer aylardan bir adım önde bir İstanbul hanımefendisi gibi salına salına arz-ı endam eder yeryüzünde. Yılın on bir ayı kıskanır bu zamanı. Yazarların esin kaynağı, şairlerin vazgeçilmezidir. Zannedildiği gibi ne keyifsiz ve hüzün dolu ne de rengi sarıdır. Çilek tadında düşleri vardır eylülün. Üşütmeyen, yalnızca ürperten tatlı bir rüzgârla baharın selamını getirir. Vakurdur, güzelliğini hemen göstermez. Keşfedilmeyi bekler tohumlarını bir bir düşürürken toprağın kucağına. Dinlenmek ister, en çok da dinlemek. Onunla dertleşenlerin sırtını sıvazlar yumuşacık ışığıyla. Coşkuludur, ağaçların dallarına sataşan rüzgârıyla dansa kaldırır yaprakları. Yazın rehavetinden, baharın sarhoşluğundan sonra durup dinle/n/mek için bir fırsattır. Okunmayı bekler, an an değişen renkleri, yağmurun tatlı dilli musikisini, uçup giden leylekleri, camdan bakan uykusuz bir çocuğu, bir ağacın gölgesinde tasasız kitap okuyan bir genci, bir bardak çayı sonuna kadar tadına vara vara içen bir adamı okumanı ister. Mutluluğun bu kısacık anlarda gizli olduğunu hatırlatır ve fısıldar kulağına: “Var olmak gibisi var mı?”