Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Alfa’nın Aşk Sırrı

Alfa’nın Aşk Sırrı

Bir çocuk; hakettiği ilgi ve sevgiden yoksun büyümüşse, henüz toprağı havalandırılmamış buğday tanesi acizliğindeyken, başak veremeyen tohum gibi ruhu hep askıda kalır.Küçücük yüreğinin susuzluğunu da ihtiyacı olduğunda, onu sevmesi gereken kökleri özden değil, yarım yamalak yağmurlarla vermişse, olur olmadık zamanlarda; öfke biriktirir sadece benliğinde. Hep bir bahane bulur sevgisiz toprağının haklılığına gerçi. Zamana karşı çok acılar biriktirir ceplerinde, de canına can katacak “öz”e ulaşamaz kolay kolay. Yaşama karşı tanımlayamadığı öfkesi, içine içine akar. Ve daha sonra ömrünün devamında seveceklerine akıtır askıdaki ruhunun eksikliklerini.Çünkü insan; çocukluğu uzaklaştıkça masumiyetini ve merak etme hissini kaybediyor. Olaylara tek yönlü bakma yetisi ediniyor sanki. Yüreği hissizleşip, beyni sabitleşiyor. Israrla aynı hataları yapması da bundan olsa gerek. Bakışlarını, sabitlediği noktadan bir kaydırabilse, farklılaşacak ama sanırım buna da hayatın rutini izin vermiyor. Bir erkek için, bu karabasandan kurtulmanın tek yolu; onu çok seven bir kadından geçer. Kadın için ise, bir yüreği olduğunu fark edebilmiş bir adamdan. Çünkü kadın erkek tüm insanları olgunlaştıran; yaşı değil, yaşadıkları değil, yaşadıklarından çıkardığı tecrübeler de değil, yaşadıklarından çıkardığı tecrübeleri; yaşamında cinsiyet üzerinden değil; “insan” olabilerek ve kalabilerek kullanabilme idrakidir.
Yazar:Semra Erbaş Demirağ
Sayfa Sayısı:144
Dil:Türkçe
Isbn:9786054910571
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:23.02.2016
44 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Alfa’nın Aşk Sırrı
Bir çocuk; hakettiği ilgi ve sevgiden yoksun büyümüşse, henüz toprağı havalandırılmamış buğday tanesi acizliğindeyken, başak veremeyen tohum gibi ruhu hep askıda kalır.
Küçücük yüreğinin susuzluğunu da ihtiyacı olduğunda, onu sevmesi gereken kökleri özden değil, yarım yamalak yağmurlarla vermişse, olur olmadık zamanlarda; öfke biriktirir sadece benliğinde. Hep bir bahane bulur sevgisiz toprağının haklılığına gerçi. Zamana karşı çok acılar biriktirir ceplerinde, de canına can katacak “öz”e ulaşamaz kolay kolay. Yaşama karşı tanımlayamadığı öfkesi, içine içine akar. Ve daha sonra ömrünün devamında seveceklerine akıtır askıdaki ruhunun eksikliklerini.
Çünkü insan; çocukluğu uzaklaştıkça masumiyetini ve merak etme hissini kaybediyor. Olaylara tek yönlü bakma yetisi ediniyor sanki. Yüreği hissizleşip, beyni sabitleşiyor. Israrla aynı hataları yapması da bundan olsa gerek. Bakışlarını, sabitlediği noktadan bir kaydırabilse, farklılaşacak ama sanırım buna da hayatın rutini izin vermiyor. Bir erkek için, bu karabasandan kurtulmanın tek yolu; onu çok seven bir kadından geçer. Kadın için ise, bir yüreği olduğunu fark edebilmiş bir adamdan. Çünkü kadın erkek tüm insanları olgunlaştıran; yaşı değil, yaşadıkları değil, yaşadıklarından çıkardığı tecrübeler de değil, yaşadıklarından çıkardığı tecrübeleri; yaşamında cinsiyet üzerinden değil; “insan” olabilerek ve kalabilerek kullanabilme idrakidir.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı