Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Çakıl Taşları

Çakıl Taşları

Eli kendiliğinden televizyon kumandasına gitmişti. Ev sahibesinin sözleri aklına gelince sinirlenmişti yine. Gelişigüzel basıyordu tuşlara. Müzik kanalları, yemek programları derken bir haber kanalında zınk diye durdu. Sesini açtı televizyonun. Cezaevlerine operasyon yapıldığını anlatıyordu spiker. Bir an kabus gördüğünü sandı. Oğlunun bulunduğu hapishaneydi gösterilen yerlerden biri. İş makineleriyle duvarları yıkıyordu resmi kıyafetli birileri. Eli ayağı buz kesmişti. Buymuş demek içimdeki sıkıntı, derken günlerdir onu kıvrandıran derdin nedenini anlamıştı ama neye yarardı... Yavrum, Murat’ım, gelemedim yanına oğlum... Bütün gövdesi çözülür gibi olduysa da öfkesinin verdiği enerjiyle hemen toparlanmış, beklemediği bir kuvvetle dolmuştu. Bir an evvel oğluna gitmeliydi.Kapıya koştu. Kabanını giyerken kapının koluna asıldı. Bir an sanki başından kaynar sular döküldü. Merve Hanım’a küfürler ederken kırarcasına tekrar tekrar asıldı kapının koluna. Yararı yoktu. Genç kadın gürültülere koşup gelmiş, bir ekranda akan görüntülere bir Hatice Hanım’a bakıyor ve korkulu bir şaşkınlıkla neler olduğunu soruyordu. 0 ise sadece “Oğlum, oğlum Murat’ım” diyebilmişti. İçerideki feryadı duyan bahçıvan elini cama siper etmiş içeridekilere sesleniyordu. Kendisini tutup yerden kaldırmaya çalışan genç kadına “Bırak beni, ben öldüm” diyordu, Hatice Hanım.
Yazar:Sami Özbil
Sayfa Sayısı:152
Dil:Türkçe
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:12.11.2014
90 TL
67,50 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Çakıl Taşları
Eli kendiliğinden televizyon kumandasına gitmişti. Ev sahibesinin sözleri aklına gelince sinirlenmişti yine. Gelişigüzel basıyordu tuşlara. Müzik kanalları, yemek programları derken bir haber kanalında zınk diye durdu. Sesini açtı televizyonun. Cezaevlerine operasyon yapıldığını anlatıyordu spiker. Bir an kabus gördüğünü sandı. Oğlunun bulunduğu hapishaneydi gösterilen yerlerden biri. İş makineleriyle duvarları yıkıyordu resmi kıyafetli birileri. Eli ayağı buz kesmişti. Buymuş demek içimdeki sıkıntı, derken günlerdir onu kıvrandıran derdin nedenini anlamıştı ama neye yarardı... Yavrum, Murat’ım, gelemedim yanına oğlum... Bütün gövdesi çözülür gibi olduysa da öfkesinin verdiği enerjiyle hemen toparlanmış, beklemediği bir kuvvetle dolmuştu. Bir an evvel oğluna gitmeliydi.

Kapıya koştu. Kabanını giyerken kapının koluna asıldı. Bir an sanki başından kaynar sular döküldü. Merve Hanım’a küfürler ederken kırarcasına tekrar tekrar asıldı kapının koluna. Yararı yoktu. Genç kadın gürültülere koşup gelmiş, bir ekranda akan görüntülere bir Hatice Hanım’a bakıyor ve korkulu bir şaşkınlıkla neler olduğunu soruyordu. 0 ise sadece “Oğlum, oğlum Murat’ım” diyebilmişti. İçerideki feryadı duyan bahçıvan elini cama siper etmiş içeridekilere sesleniyordu. Kendisini tutup yerden kaldırmaya çalışan genç kadına “Bırak beni, ben öldüm” diyordu, Hatice Hanım.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı