Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Suda Yanan Ayetler

Suda Yanan Ayetler

Daha ilk günlerden top gülleleri ve taramalı tüfeklerle hiç acımadan çevreyi tarıyor, her tarafı kasıp kavuruyorlardı. Çocuklar çığlık çığlığa uykudan uyanıyordu gizlendikleri mağaralarda. Disiplinle örgütlenmiş, çağ teknolojisinin son ürünü silahlarına sahip, donanımlı bir ordu tarafından kuşatılmıştı Garzan Vadisi. Kuşatılmışlık içindeki her köy, dağın her kıvrımı yangın yeriydi. İnsanlığı utandıran bir ölüm çağıydı. Elleri, tarihin dipnotlarındaki ayetleri yok etmek için ateşi ve alevi olağanüstü bir şekilde yönetiyordu. Askerin silahından nisan yağmurları gibi kovanlar etrafa saçılıyor, vadideki sis, namluların ucundan çıkan dumanla birleşerek Beleki mıntıkası üzerinde kapkara bulutlar oluşturuyordu. Çeperleri kurt sürülerinin hücumuna açık, ağıllara kapatılmış koyun sürüleri gibi akıbetlerini bekliyorlardı Bakmaya doyamadığı Teter'in gözlerine kilitlendi o iri, kendinden sürmeli ela gözleri. Belki de kaybolduğu gözlerine son defa böylesine bakacaktı. Sadece Teter'in duyacağı Meryemi bir takvayla; "Ben hüznümü ve kederimi ancak Allah'a arz ederim." Teter, ergenlikten yeni çıkan bir delikanlı gibi utanıp gözlerini yere indirirken, aynı ses tonuyla; "Ben de sana olan sevgimi Allah'a arz ediyorum." dedi. Reyşan bütün vakarlığıyla: "Tasalanma Teter! İnsanın yolu iki şeye, aşka ve ölüme muhakkak düşer..."
Yazar:Behçet Gülenay
Sayfa Sayısı:152
Dil:Türkçe
Isbn:9786259946177
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:21.10.2023
120 TL
82,50 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Suda Yanan Ayetler
Daha ilk günlerden top gülleleri ve taramalı tüfeklerle hiç acımadan çevreyi tarıyor, her tarafı kasıp kavuruyorlardı. Çocuklar çığlık çığlığa uykudan uyanıyordu gizlendikleri mağaralarda. Disiplinle örgütlenmiş, çağ teknolojisinin son ürünü silahlarına sahip, donanımlı bir ordu tarafından kuşatılmıştı Garzan Vadisi. Kuşatılmışlık içindeki her köy, dağın her kıvrımı yangın yeriydi. İnsanlığı utandıran bir ölüm çağıydı. Elleri, tarihin dipnotlarındaki ayetleri yok etmek için ateşi ve alevi olağanüstü bir şekilde yönetiyordu. Askerin silahından nisan yağmurları gibi kovanlar etrafa saçılıyor, vadideki sis, namluların ucundan çıkan dumanla birleşerek Beleki mıntıkası üzerinde kapkara bulutlar oluşturuyordu. Çeperleri kurt sürülerinin hücumuna açık, ağıllara kapatılmış koyun sürüleri gibi akıbetlerini bekliyorlardı
 
Bakmaya doyamadığı Teter'in gözlerine kilitlendi o iri, kendinden sürmeli ela gözleri. Belki de kaybolduğu gözlerine son defa böylesine bakacaktı. Sadece Teter'in duyacağı Meryemi bir takvayla;
 
"Ben hüznümü ve kederimi ancak Allah'a arz ederim."
 
Teter, ergenlikten yeni çıkan bir delikanlı gibi utanıp gözlerini yere indirirken, aynı ses tonuyla; "Ben de sana olan sevgimi Allah'a arz ediyorum." dedi.
 
Reyşan bütün vakarlığıyla: "Tasalanma Teter! İnsanın yolu iki şeye, aşka ve ölüme muhakkak düşer..."
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı