Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Arkaik Yunan'da Adlandırma ve Hakikat

Arkaik Yunan'da Adlandırma ve Hakikat

Dil, düşüncenin eviyse şayet, deyiş yerindeyse, adlar da tuğlalarıdır. İnsan kendi duvar örme ustalığına okadar  güvenemez  aslında;  ama  derme  çatma  da  olsa  tuğlaları  dizmekten  vazgeçemez.  Her  seferindetanımlamak, beklentilerimizi ifade etmek, yüceltmek ya  da yermek için adlandırırız, hatta yeniden adlandırırız.  Yeni  doğmuş  bir  bebeğe  adını  koyarken,  yakın  arkadaşımıza  lakap  takarken,  namlı  bir  sokağın adını değiştirirken, kökensel bir adlandırma itkisinin varisleri olarak davranırız.Bu kökensel miras, medeniyetler ötesi bir bakış açısıyla Arkaik Yunan'a kadar geri götürülebilir. Yunan şairi, düşünürü, sokaktaki insanı, dönemin meskûn dünyasına yayılan kendi toplumsal yaşamını yansıtan bir evrensel dil oluşturmak adına çocuğunu, sokağını, icat ettiği aleti, yarattığı eseri, kutsal ve dünyeviolanı, kısacası her şeyi adlandırırdı. Öte yandan, Yunan'ın her yerinde iz bırakan “rekabet” (agôn) kültürübağlamında bu adlandırma yönelimi özel bir tarz kazanmıştır. Yunan şairi galip gelen kişiyi “övmek” içinözel bir düzenek olarak adlardan yararlanırdı. Pindaros bu düzeneği şiirsel bir hakikati inşa etmek adınaustalıkla kullanmış; Platon gibi, Pindaros'un dizeleriyle büyüyen çocuklar ise bu hakikatin adlarla bağlantısını  Kratylos  diyaloğunda  yeniden  masaya  yatırmıştır.  Bugün  hâlâ  dizmeye  çalıştığımız  tuğlalarınbüyüsüne kapılıyorsak, kulağımızda kalan şairin sesinin etkisi altındayız demekti
Yazar:Erman Gören
Sayfa Sayısı:464
Dil:Türkçe
Isbn:9789759956677
Boyut:16.5 X 23.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:12.11.2015
430 TL
322,50 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Arkaik Yunan'da Adlandırma ve Hakikat
Dil, düşüncenin eviyse şayet, deyiş yerindeyse, adlar da tuğlalarıdır. İnsan kendi duvar örme ustalığına o
kadar  güvenemez  aslında;  ama  derme  çatma  da  olsa  tuğlaları  dizmekten  vazgeçemez.  Her  seferinde
tanımlamak, beklentilerimizi ifade etmek, yüceltmek ya  da yermek için adlandırırız, hatta yeniden adlandırırız.  Yeni  doğmuş  bir  bebeğe  adını  koyarken,  yakın  arkadaşımıza  lakap  takarken,  namlı  bir  sokağın adını değiştirirken, kökensel bir adlandırma itkisinin varisleri olarak davranırız.

Bu kökensel miras, medeniyetler ötesi bir bakış açısıyla Arkaik Yunan'a kadar geri götürülebilir. Yunan şairi, düşünürü, sokaktaki insanı, dönemin meskûn dünyasına yayılan kendi toplumsal yaşamını yansıtan bir evrensel dil oluşturmak adına çocuğunu, sokağını, icat ettiği aleti, yarattığı eseri, kutsal ve dünyevi
olanı, kısacası her şeyi adlandırırdı. Öte yandan, Yunan'ın her yerinde iz bırakan “rekabet” (agôn) kültürü
bağlamında bu adlandırma yönelimi özel bir tarz kazanmıştır. Yunan şairi galip gelen kişiyi “övmek” için
özel bir düzenek olarak adlardan yararlanırdı. Pindaros bu düzeneği şiirsel bir hakikati inşa etmek adına
ustalıkla kullanmış; Platon gibi, Pindaros'un dizeleriyle büyüyen çocuklar ise bu hakikatin adlarla bağlantısını  Kratylos  diyaloğunda  yeniden  masaya  yatırmıştır.  Bugün  hâlâ  dizmeye  çalıştığımız  tuğlaların
büyüsüne kapılıyorsak, kulağımızda kalan şairin sesinin etkisi altındayız demekti

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı