Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Balık Boğulması

Balık Boğulması

Hatırlamanın içinde her zaman korkunç kâbuslar vardır…İlk romanını Bilecik Vapur İskelesi’ne tam cepheden bakan ama onu görmeyen bir hastanede açıyor ödüllü yazar Bora Abdo. Roman türünün tüm imkânlarıyla, öykülerinden aşina olduğumuz o büyülü anlatımıyla bu kez ülkemizin en küçük şehirlerinden biri Bilecik’in merkezine denizi getiriveriyor. Haliyle başkahramanı da kendisi doğmadan önce ölen ağabeyinin adını alan, ikame çocukluktan çıkamamış, yoksul, genç bir çımacı Müşfik. İsmini bir kader gibi paylaştıkları dedeleri Müşfik ise mahzene kapatılmış bir aklıevvel. Birbirine kâbuslarla bağlı karakterler dinmek bilmeyen yağmurun altında, çiğdeci kuşunun şahitliğinde, tuhaf bir cinayetin etrafında birbirlerine ağlar örüyorlar. İkame bir şehir Bilecik’i İstanbul yapamadığı gibi Müşfik’i de ağabeyi Müşfik yapamayan kaderin vurduğu, çoğu yalnız ve yoksul karakterlerin bir vapura binip de toplu bir çıldırışa doğru gidişlerini hüzünle izliyoruz. Bir balık boğulması bu. Çirkinlik çağının unutma ayini.“Tatlı sudan tuzlu suya geçtiklerinde balıklar, boğulmadan önce vurgun yemiş gibi zihinleri bulanır. Bu süre boyunca asla bir şey yemezler, o an var oldukları sudan kaçmayı hiç mi hiç istemezler. Sonra da ölürler.”
Yazar:Bora Abdo
Sayfa Sayısı:192
Dil:Türkçe
Isbn:9786050946444
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:04.10.2017
21,30 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Balık Boğulması
Hatırlamanın içinde her zaman korkunç kâbuslar vardır…
İlk romanını Bilecik Vapur İskelesi’ne tam cepheden bakan ama onu görmeyen bir hastanede açıyor ödüllü yazar Bora Abdo. 
Roman türünün tüm imkânlarıyla, öykülerinden aşina olduğumuz o büyülü anlatımıyla bu kez ülkemizin en küçük şehirlerinden biri Bilecik’in merkezine denizi getiriveriyor. Haliyle başkahramanı da kendisi doğmadan önce ölen ağabeyinin adını alan, ikame çocukluktan çıkamamış, yoksul, genç bir çımacı Müşfik. İsmini bir kader gibi paylaştıkları dedeleri Müşfik ise mahzene kapatılmış bir aklıevvel. Birbirine kâbuslarla bağlı karakterler dinmek bilmeyen yağmurun altında, çiğdeci kuşunun şahitliğinde, tuhaf bir cinayetin etrafında birbirlerine ağlar örüyorlar. İkame bir şehir Bilecik’i İstanbul yapamadığı gibi Müşfik’i de ağabeyi Müşfik yapamayan kaderin vurduğu, çoğu yalnız ve yoksul karakterlerin bir vapura binip de toplu bir çıldırışa doğru gidişlerini hüzünle izliyoruz. Bir balık boğulması bu. Çirkinlik çağının unutma ayini.
“Tatlı sudan tuzlu suya geçtiklerinde balıklar, boğulmadan önce vurgun yemiş gibi zihinleri bulanır. Bu süre boyunca asla bir şey yemezler, o an var oldukları sudan kaçmayı hiç mi hiç istemezler. Sonra da ölürler.”
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı