Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Mit ve Mitya  Hint Mitolojisine Giriş

Mit ve Mitya Hint Mitolojisine Giriş

Antik Yunan filozofları için mit mitostu, logostan ay­rıydı. Mitostan sezgisel, kozmogonik anlatılar çıkar­ken, logostan akla uygun tartışmalar çıkmıştır. Eski Hindu kâhinleri için mit mitya idi, sattan ayrıydı; sembolik hakikatin ta kendisiydi. Çünkü “nihayetsiz mitlerde yatıyordu ebedî ve ezelî gerçek”.Brahma ile Saraswati’nin çemberi... Vişnu ile Lakşmi’nin karesi... Şiva ile Şakti’nin noktası... Hindular için var olan her şey kutsal, tüm mevcudiyet tanrısal­lıkla dolu, dolayısıyla her şey ibadet edilmeye de­ğerdir. Çünkü Tanrıdır her yerde görünen. “Vedalarda anlatılan tanrılar yeryüzünde yaşardı. Yerde du­ran ateş, Agni vardı. Yer ile gök arasında uzanan yel, Vayu vardı. Göklerde hüküm süren, şimşekleriyle muson bulutlarına yağmur getiren Indra vardı. Sonra güneş Surya, ay Çandra, yedi göksel cisim Graha... ve Devalar, Rişiler, Asuralar, Nagalar, Yakşalar...” ve Tanrının üç ana tezahürü vardı: Brahma olarak yara­tır, Vişnu olarak devamını sağlar, Şiva olarak yok eder. Tüm bunlar Tanrının yaratma, dönüştürme gü­cünün insani düzlemde beliren tezahürleridir.Varlığın en dış katmanından derinliklerine doğru, gerçeği, cevabı arayan kimse, hayat nefesini ruhun soluğuna bağlayan yolu kat ettiğinde başlangıçtaki temel olayın zamandaşı haline gelecek; dünya ve kâi­natın kendisi şimdi ve her zaman onun için saydamlaşacaktır.Aziz okuyucu, işte bu yüzden mit/mitos/mityanın şif­resini bilmek değil, belki içine girmek ve onu temaşa etmek gerekir.
Yazar:Devdutt Pattanaik
Çevirmen:Çiğdem Erkal İpek
Sayfa Sayısı:219
Dil:Türkçe
Isbn:9786059328050
Boyut:14 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:15.03.2016
27 TL
19,30 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Mit ve Mitya Hint Mitolojisine Giriş
Antik Yunan filozofları için mit mitostu, logostan ay­rıydı. Mitostan sezgisel, kozmogonik anlatılar çıkar­ken, logostan akla uygun tartışmalar çıkmıştır. Eski Hindu kâhinleri için mit mitya idi, sattan ayrıydı; sembolik hakikatin ta kendisiydi. Çünkü “nihayetsiz mitlerde yatıyordu ebedî ve ezelî gerçek”.
Brahma ile Saraswati’nin çemberi... Vişnu ile Lakşmi’nin karesi... Şiva ile Şakti’nin noktası... Hindular için var olan her şey kutsal, tüm mevcudiyet tanrısal­lıkla dolu, dolayısıyla her şey ibadet edilmeye de­ğerdir. Çünkü Tanrıdır her yerde görünen. “Vedalarda anlatılan tanrılar yeryüzünde yaşardı. Yerde du­ran ateş, Agni vardı. Yer ile gök arasında uzanan yel, Vayu vardı. Göklerde hüküm süren, şimşekleriyle muson bulutlarına yağmur getiren Indra vardı. Sonra güneş Surya, ay Çandra, yedi göksel cisim Graha... ve Devalar, Rişiler, Asuralar, Nagalar, Yakşalar...” ve Tanrının üç ana tezahürü vardı: Brahma olarak yara­tır, Vişnu olarak devamını sağlar, Şiva olarak yok eder. Tüm bunlar Tanrının yaratma, dönüştürme gü­cünün insani düzlemde beliren tezahürleridir.
Varlığın en dış katmanından derinliklerine doğru, gerçeği, cevabı arayan kimse, hayat nefesini ruhun soluğuna bağlayan yolu kat ettiğinde başlangıçtaki temel olayın zamandaşı haline gelecek; dünya ve kâi­natın kendisi şimdi ve her zaman onun için saydamlaşacaktır.
Aziz okuyucu, işte bu yüzden mit/mitos/mityanın şif­resini bilmek değil, belki içine girmek ve onu temaşa etmek gerekir.

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı