Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Çorbacı

Çorbacı

Çorbacının odası, ekmek evinden renkli kâğıt kaplı ince bir bölme ile ayrılmıştı ve çok defa, sözlerimin ateşi ile sesimi yükselttiğim zaman, çorbacı bölmeye güm güm vuruyor, bu gürültü ile hamam böcekleri ve sıçanları ürkütüyordu. Arkadaşlar bunun üzerine bir kelime söylemeden uyumaya gidiyor; tavandan kopmuş duvar kâğıdı parçaları hamam böceklerinin ayakları altında hışırdıyor ve ben yalnız kalıyordum. Şubat fırtınası ocağın içinden şiddetle eserek ve camlara çarparak uluyor ve inliyordu; küçük bir lâmba ile zayıf surette aydınlatılmış ekmek evinin yarı gölgesi oynuyor; bacaklara nereden estiği belli olmayan bir soğuk saldırışı kuvvetle sarılıyordu. Hamur yoğuruyordum ve çorbacı teknenin yanındaki bir un çuvalı üzerine oturmuş, sinire dokunan sesiyle söylüyordu Mart güneşi, eski harap evlerin yüksek duvarları ile kararmış, pis sokağa, sanki kirlenmekten çekiniyormuş gibi, dikkatle bakıyordu. Şehrin göbeğinde sabahtan akşama kadar karanlık bir bodruma kapanmış olan bizler, ilkbaharın gelmekte olduğunu durmadan artan rutubetten anlıyorduk.
Yazar:Maksim Gorki
Çevirmen:Burak Gürses
Sayfa Sayısı:144
Dil:Türkçe
Isbn:9786254075360
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:18.08.2021
115 TL
80,50 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Çorbacı
Çorbacının odası, ekmek evinden renkli kâğıt kaplı ince bir bölme ile ayrılmıştı ve çok defa, sözlerimin ateşi ile sesimi yükselttiğim zaman, çorbacı bölmeye güm güm vuruyor, bu gürültü ile hamam böcekleri ve sıçanları ürkütüyordu. Arkadaşlar bunun üzerine bir kelime söylemeden uyumaya gidiyor; tavandan kopmuş duvar kâğıdı parçaları hamam böceklerinin ayakları altında hışırdıyor ve ben yalnız kalıyordum. Şubat fırtınası ocağın içinden şiddetle eserek ve camlara çarparak uluyor ve inliyordu; küçük bir lâmba ile zayıf surette aydınlatılmış ekmek evinin yarı gölgesi oynuyor; bacaklara nereden estiği belli olmayan bir soğuk saldırışı kuvvetle sarılıyordu. Hamur yoğuruyordum ve çorbacı teknenin yanındaki bir un çuvalı üzerine oturmuş, sinire dokunan sesiyle söylüyordu Mart güneşi, eski harap evlerin yüksek duvarları ile kararmış, pis sokağa, sanki kirlenmekten çekiniyormuş gibi, dikkatle bakıyordu. Şehrin göbeğinde sabahtan akşama kadar karanlık bir bodruma kapanmış olan bizler, ilkbaharın gelmekte olduğunu durmadan artan rutubetten anlıyorduk.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı