Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Bekle Dedim

Bekle Dedim

Gerçeklere korkusuzca bakmaya çalışan bir insanın gözünden kaleme alınmış bir betik kitap elinizdeki. Her şeyin değiştiğini düşünmek için yazdıklarını gözden geçirirken bambaşka bir şeyle karşılaşan Cengiz, bu bir paradoks muydu, bu paradoksu nasıl aşacaktı, bu soruları kafasının içinde dolaştırırken çocukken yaptığı kurguları, hayalleri, gerçeklikten uzak görünen düş dünyasını da karşısına almak zorunda kalacaktı. İşlenen cinayetler, şifreler, bilmediği ve çözmek için çırpındığı pusuladaki sözler, insanın ruhuna işleyen betikler, onu bir kapının eşiğine getirmişti, kendi gerçekliğine… Ya da şöyle de düşünülebilirdi: Olması gereken gerçekliği yazdıklarında mıydı, yoksa yaşadıklarında mı? “Hangisi ben” sorusuna verilecek cevabı araştırırken bu kitapta kendini yazan gölgesiyle karşılaşınca hangisinin hayal, hangisinin gerçek olduğunu bilmek istedi, baktığı aynada hiç birinin hayal, bir rüya olmadığını biliyordu. Hastanedeki Cengiz de gerçekti, Komiser Cengiz de. Gerçeklik sadece zamandan ve mekândan oluşan maddeler, eşyalar gibi görülse de düş âlemi, anılar, hayalini kurduğumuz hayatlar gerçekliği oluşturan katmanlar olarak hayatımızda yer etmişlerdi, kim ne derse desin ayrılmaz birer parçalarıydı bunlar. Çünkü insan bunları içinde yaşıyor, soluk alıyor, yaşam denen bilinmezlik kozası bunlarla örülüyor, insanın kendine karanlık olan bilinçaltı bunlarla ortaya çıkarak bir gerçeklik elde ediyordu. Zaman herkesin elinde bir silahtı ve Cengiz bu silahı kime doğrultacağına karar vermekte zorlanmıyordu şimdi…
Yazar:Hüseyin Kayış
Sayfa Sayısı:256
Dil:Türkçe
Isbn:9786057907448
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:14.09.2023
140 TL
96,25 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Bekle Dedim
Gerçeklere korkusuzca bakmaya çalışan bir insanın gözünden kaleme alınmış bir betik kitap elinizdeki. Her şeyin değiştiğini düşünmek için yazdıklarını gözden geçirirken bambaşka bir şeyle karşılaşan Cengiz, bu bir paradoks muydu, bu paradoksu nasıl aşacaktı, bu soruları kafasının içinde dolaştırırken çocukken yaptığı kurguları, hayalleri, gerçeklikten uzak görünen düş dünyasını da karşısına almak zorunda kalacaktı. İşlenen cinayetler, şifreler, bilmediği ve çözmek için çırpındığı pusuladaki sözler, insanın ruhuna işleyen betikler, onu bir kapının eşiğine getirmişti, kendi gerçekliğine… Ya da şöyle de düşünülebilirdi: Olması gereken gerçekliği yazdıklarında mıydı, yoksa yaşadıklarında mı? “Hangisi ben” sorusuna verilecek cevabı araştırırken bu kitapta kendini yazan gölgesiyle karşılaşınca hangisinin hayal, hangisinin gerçek olduğunu bilmek istedi, baktığı aynada hiç birinin hayal, bir rüya olmadığını biliyordu. Hastanedeki Cengiz de gerçekti, Komiser Cengiz de. Gerçeklik sadece zamandan ve mekândan oluşan maddeler, eşyalar gibi görülse de düş âlemi, anılar, hayalini kurduğumuz hayatlar gerçekliği oluşturan katmanlar olarak hayatımızda yer etmişlerdi, kim ne derse desin ayrılmaz birer parçalarıydı bunlar. Çünkü insan bunları içinde yaşıyor, soluk alıyor, yaşam denen bilinmezlik kozası bunlarla örülüyor, insanın kendine karanlık olan bilinçaltı bunlarla ortaya çıkarak bir gerçeklik elde ediyordu. Zaman herkesin elinde bir silahtı ve Cengiz bu silahı kime doğrultacağına karar vermekte zorlanmıyordu şimdi…
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı