Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Ahıskadan Çanakkaleye Göç

Ahıskadan Çanakkaleye Göç

Kimisi bacası tüten evine son kez bakıyor, kimisi göçe katılmayan akrabaları ile son kez kucaklaşıyor, gözlerden sicim gibi yaşlar boşalıyordu. Göçmenlerin karşılaştıkları zorlukların başında, belki de göç etmenin vermiş olduğu moralsizlik ve eziklik yer almaktaydı. Kadın, erkek, çoluk, çocuk yollara dökülmüşlerdi. Zavallılar, tam tepeyi dönecekleri sırada, yurtlarına son bir kez daha uzun uzun baktılar. Bu kara bahtlı, kadersiz insanlar şimdi için için ağlıyordu. Ama onlarla beraber sanki köyleri de ağlıyordu. Bu sabah buğulu gözlerine nazire yapar gibi çöken yoğun bir sis, artık yavaş yavaş açılıyordu. Şimdi ağlayarak ayrıldıkları sevgili köylerinden kıvrılarak akan büyük derenin kenarında, her sabah olduğu gibi kadınlar ve kızlar çamaşır yıkamıyordu. Anneleri çamaşır yıkayan çocukların sesleri ise artık etrafta çınlamıyordu. Gittikçe incelen sisi yararak göğe yükselen beyaz minarelerden artık Ezan sesi işitilmeyecekti. Artık bacalarında duman tütmeyen, evleri uzaklaştıkça gözlerine taş ve çamur yığınından oluşan kara tepecikler gibi görünüyordu..
Yazar:İsmail Aydın
Sayfa Sayısı:215
Dil:Türkçe
Isbn:9786058066632
Boyut:13.5 X 19 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:26.07.2019
25 TL
17,50 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Ahıskadan Çanakkaleye Göç
Kimisi bacası tüten evine son kez bakıyor, kimisi göçe katılmayan akrabaları ile son kez kucaklaşıyor, gözlerden sicim gibi yaşlar boşalıyordu. Göçmenlerin karşılaştıkları zorlukların başında, belki de göç etmenin vermiş olduğu moralsizlik ve eziklik yer almaktaydı. Kadın, erkek, çoluk, çocuk yollara dökülmüşlerdi. Zavallılar, tam tepeyi dönecekleri sırada, yurtlarına son bir kez daha uzun uzun baktılar. Bu kara bahtlı, kadersiz insanlar şimdi için için ağlıyordu. Ama onlarla beraber sanki köyleri de ağlıyordu. Bu sabah buğulu gözlerine nazire yapar gibi çöken yoğun bir sis, artık yavaş yavaş açılıyordu. Şimdi ağlayarak ayrıldıkları sevgili köylerinden kıvrılarak akan büyük derenin kenarında, her sabah olduğu gibi kadınlar ve kızlar çamaşır yıkamıyordu. Anneleri çamaşır yıkayan çocukların sesleri ise artık etrafta çınlamıyordu. Gittikçe incelen sisi yararak göğe yükselen beyaz minarelerden artık Ezan sesi işitilmeyecekti. Artık bacalarında duman tütmeyen, evleri uzaklaştıkça gözlerine taş ve çamur yığınından oluşan kara tepecikler gibi görünüyordu..
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı