Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Paradoksal Sanat : Sinema

Paradoksal Sanat : Sinema

Bu çalışma, klasik modern/post-modern biçimindeki standart şemanın ötesinde, sinema sanatının kompleks yapısının görünebilirlik ve düşünülebilirlik koşullarını oluşturmayı amaçlıyor. Bir yandan Bazin ve Deleuze'ün, diğer yandan Epstein ve Godard'ın ayni sinema sanatıyla ilgili teorilerindeki klasik/modern ikilemi içindeki karşıtlıkları vurgulayarak; bu çelişkilerin, aslında sinemanın "paradoksal bir sanat" olmasından kaynaklandığını gösteriyor. Bu bağlamda yazar, Jacques Ranciere'in Fable cinematographique (Sinematografik öykünce) adlı eseriyle, sinemanın, ayni zamanda hem Aristotelesçi bir "klasik" anlatı rasyonelliği taşıyan hem de Godard tarzı "modern" bir duyulur "ikon-imaj" gücüne sahip kompleks bir yapı olduğunu temellendiriyor.Yazar, bu paradoksal yapının, Wolter Benjamin'in sinemayı mekanik bir "yeniden-üretim" (reproduction) sanatı olarak değerlendirmesini geçersiz kıldığına dikkat çekmekle kalmıyor. Aynı zamanda, sinemanın bu (Griffithçi klasik hikaye anlatma mantığı ve Epstein tarzı fikirlerin ışıkla doğrudan pelikül üzerine yazmanın ayrıksı modern gücünden oluşan) paradoksal yapısını, Arthur Danto'nun savunduğu "sanatın tarihselliğinin sonu" şeklindeki Hegel türevi tartışmalara da bir yanıt olarak görüyor. Çünkü bu çalışma, Tarih'in sanat yapmadığını ve herhangi bir gelecek sözü vermediğini; tersine, Homeros'un destanlarında, dramatik şiirin bir halk yaratması gibi, radikal sanatsal operasyonların bir tarihsellik ve gelecek perspektifi oluşturduğunu düşünüyor.
Yazar:Metin Gönen
Sayfa Sayısı:98
Dil:Türkçe
Isbn:9789758716255
Boyut:13 X 19 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:25.11.2004
7,41 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Paradoksal Sanat : Sinema
Bu çalışma, klasik modern/post-modern biçimindeki standart şemanın ötesinde, sinema sanatının kompleks yapısının görünebilirlik ve düşünülebilirlik koşullarını oluşturmayı amaçlıyor. Bir yandan Bazin ve Deleuze'ün, diğer yandan Epstein ve Godard'ın ayni sinema sanatıyla ilgili teorilerindeki klasik/modern ikilemi içindeki karşıtlıkları vurgulayarak; bu çelişkilerin, aslında sinemanın "paradoksal bir sanat" olmasından kaynaklandığını gösteriyor. Bu bağlamda yazar, Jacques Ranciere'in Fable cinematographique (Sinematografik öykünce) adlı eseriyle, sinemanın, ayni zamanda hem Aristotelesçi bir "klasik" anlatı rasyonelliği taşıyan hem de Godard tarzı "modern" bir duyulur "ikon-imaj" gücüne sahip kompleks bir yapı olduğunu temellendiriyor.
Yazar, bu paradoksal yapının, Wolter Benjamin'in sinemayı mekanik bir "yeniden-üretim" (reproduction) sanatı olarak değerlendirmesini geçersiz kıldığına dikkat çekmekle kalmıyor. Aynı zamanda, sinemanın bu (Griffithçi klasik hikaye anlatma mantığı ve Epstein tarzı fikirlerin ışıkla doğrudan pelikül üzerine yazmanın ayrıksı modern gücünden oluşan) paradoksal yapısını, Arthur Danto'nun savunduğu "sanatın tarihselliğinin sonu" şeklindeki Hegel türevi tartışmalara da bir yanıt olarak görüyor. Çünkü bu çalışma, Tarih'in sanat yapmadığını ve herhangi bir gelecek sözü vermediğini; tersine, Homeros'un destanlarında, dramatik şiirin bir halk yaratması gibi, radikal sanatsal operasyonların bir tarihsellik ve gelecek perspektifi oluşturduğunu düşünüyor.

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı