Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
İpek Mendil

İpek Mendil

Zifiri karanlıkta güç bela gördüğüm kadarıyla bir adam vardı. Bu saatte mezarlıkta ne işi olabilirdi? Biraz dikkatlice bakınca eliyle beni yanına çağırır gibi bir işaret çaktı. Gözlerime inanamıyordum. Beyazlar içinde kolları yanlara açık bir adam duruyordu. Enseme  doğru  vuran  bir  sıcaklık  hissettim.  Soğuk  soğuk  terliyordum.  Önce bağırmak, sesimi birilerine duyurmak istedim ancak bağıramadım. Kendimi zorlayıp mümkün  olduğu  kadar  hızlı  yürümeye  çalışırken  bir  taraftan  da  bildiğim  bütün duaları okuyordum. Mezarlık duvarının ortalarına aklaştığım zaman korkarak bir daha baktım, ısrarla beni çağırıyordu. Tekrar tekrar baktım. Hep aynı... Heyecan ve korkudan boğazım kurumuştu. Bu saatlerde sadece köpek seslerinin duyulabileceği bu yerde kulağımı tuhaf sesler tırmalıyordu. Yol kenarlarındaki gölgeler durmadan şekil değiştiriyor, binaların toprak damlarında gölgeler oynaşıyordu. Mezarlığı bir an önce geçmek istedikçe ayaklarım birbirine dolaşıyor, sanki karanlıkta bir duvara toslar gibi oluyordum. Belki çocukken dinlediğim hikâyeler bilinçaltından çıkıyor, ölümün  soğuk  ve  ürpertici  nefesini  hissettiriyordu  bana.  Köpek  sesi  duyunca  bu kadar sevindiğim olmamıştır. Köylük yerde, geceleyin korkudan arkalarına teneke bağlayıp gezenleri hatırladım böylece. Bu eylem korkuyu bastırıyordu. Ses, sessizliği örterken, korkudan ikiye yarılmak üzere olan kişiye de kol kanat geriyordu.
Yazar:Abdurrezzak Aydın
Sayfa Sayısı:72
Dil:Türkçe
Isbn:9786051592343
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:02.03.2017
58 TL
39,88 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
İpek Mendil
Zifiri karanlıkta güç bela gördüğüm kadarıyla bir adam vardı. Bu saatte mezarlıkta ne işi olabilirdi? Biraz dikkatlice bakınca eliyle beni yanına çağırır gibi bir işaret çaktı. 
Gözlerime inanamıyordum. Beyazlar içinde kolları yanlara açık bir adam duruyordu. Enseme  doğru  vuran  bir  sıcaklık  hissettim.  Soğuk  soğuk  terliyordum.  Önce 
bağırmak, sesimi birilerine duyurmak istedim ancak bağıramadım. Kendimi zorlayıp mümkün  olduğu  kadar  hızlı  yürümeye  çalışırken  bir  taraftan  da  bildiğim  bütün 
duaları okuyordum. Mezarlık duvarının ortalarına aklaştığım zaman korkarak bir daha baktım, ısrarla beni çağırıyordu. Tekrar tekrar baktım. Hep aynı... Heyecan ve korkudan boğazım kurumuştu. Bu saatlerde sadece köpek seslerinin duyulabileceği bu yerde kulağımı tuhaf sesler tırmalıyordu. Yol kenarlarındaki gölgeler durmadan şekil değiştiriyor, binaların toprak damlarında gölgeler oynaşıyordu. Mezarlığı bir an önce geçmek istedikçe ayaklarım birbirine dolaşıyor, sanki karanlıkta bir duvara toslar gibi oluyordum. Belki çocukken dinlediğim hikâyeler bilinçaltından çıkıyor, 
ölümün  soğuk  ve  ürpertici  nefesini  hissettiriyordu  bana.  Köpek  sesi  duyunca  bu kadar sevindiğim olmamıştır. Köylük yerde, geceleyin korkudan arkalarına teneke 
bağlayıp gezenleri hatırladım böylece. Bu eylem korkuyu bastırıyordu. Ses, sessizliği örterken, korkudan ikiye yarılmak üzere olan kişiye de kol kanat geriyordu.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı