Ömer Seyfettin'den Seçme Hikayeler
Ferman
Sanki bir tufandı. Gök delinmiş gibi fasılasız yağmurlar yağıyor ve bütün ordu Semlin'e doğru sel, çamur, sis ve bora içinde ilerliyordu. Belgrad-Şabaç yolu çökmüştü. Karanlık ormanlar, sarp yokuşlara, uçurumlu dağlara alışkın olmayan nakliye develeri, yedekçileriyle beraber kaybolmuşlardı. Zabitler bağırıyor, boru sesleri işitiliyor, atlar kişniyordu. Hatta padişahın otağı bile meydanda yoktu. Bu kısa yol, üç gündür bitip tükenemiyordu.
Konak yerine yalnız sadrazamın çadırı kurulabilmişti. Padişah, gerdünesinin penceresinden kendi otağını göremeyince, etrafındaki ıslanmış allı, yeşilli, sırmalı esvaplarıyla, gözleri kamaştıran iri ve çevik muhafızlarına:
-Daha durmayacak mıyız?
Dedi.