Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Angela Borgia

Angela Borgia

Conrad Ferdinand Meyer’in (1825-1898) bu son eseri, Angela Borgia, 1891’de tamamlanmış bir tarihsel romandır. Eser, Rönesans İtalyası’nda, 1500’lerin ilk yıllarında yaşanan olayları anlatır. Dönemin Machiavelli’nin Prens’ine de konu olan entrikalı iktidar mücadeleleri ve gönül ilişkileri üzerine bina olmuştur. Nitekim eserin en dikkat çekici özelliklerinden biri, karakterlerin Makyavelist eğilimleridir. Eserden bu eğilimleri örnekleyen, çevirinin 1940’lı yıllara ait dilini de yansıtan birkaç cümle:“Yargıç şiddetin meziyetlerini övüp sayıyordu. Zor kullanmayı methediyor, çünkü hukuk cebir ve tazyik altına sokularak daha yüksek bir hukuk anlamına varılıyormuş. Böylece, müstebitlere karşı kullanılan övmelerin bütün iğrenç sözlüğünü sayıp döküyordu”.“Nasıralı hakkında bilinen ne var ki? dedi. Onun söyledikleri ve yaptıkları hakkında anlatılan­lar inanılmıyacak ve önemsiz şeylerdir. Ben onu tanımıyorum. Tanrı hiç çarmıha gerilir mi?... Ben ancak kilisenin göklere çıkardığı hükümdarı, ilahi­yat bilginleri tarafından yaratılan bir ikinci tanrıyı biliyorum. Ahret onun olsun! Dünya da bizim! Kuvvet ve devlet burada bizim payımızdır! Bize karşı koyanı, zararlı olanı, faydasız olanı yoketmek hükümdarlığın vazifesidir”.“Duka, saltanat sür­mekte olan kimsenin şahsının taarruzdan masun olması lüzumunun, İtalya’da şimdi her yerde ku­rulmakta olduğu şekliyle hükümdarlığın esas şartını teşkil ettiğine, kendi varlığına inandığı gibi kuv­vetle inanıyor”.
Yazar:Conrad Ferdinand Meyer
Çevirmen:Ethem Derviş Deriş
Sayfa Sayısı:248
Dil:Türkçe
Isbn:9786058341708
Boyut:12.5 X 18.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:01.06.2018
20 TL
15,60 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Angela Borgia
Conrad Ferdinand Meyer’in (1825-1898) bu son eseri, Angela Borgia, 1891’de tamamlanmış bir tarihsel romandır. Eser, Rönesans İtalyası’nda, 1500’lerin ilk yıllarında yaşanan olayları anlatır. Dönemin Machiavelli’nin Prens’ine de konu olan entrikalı iktidar mücadeleleri ve gönül ilişkileri üzerine bina olmuştur. Nitekim eserin en dikkat çekici özelliklerinden biri, karakterlerin Makyavelist eğilimleridir. Eserden bu eğilimleri örnekleyen, çevirinin 1940’lı yıllara ait dilini de yansıtan birkaç cümle:
“Yargıç şiddetin meziyetlerini övüp sayıyordu. Zor kullanmayı methediyor, çünkü hukuk cebir ve tazyik altına sokularak daha yüksek bir hukuk anlamına varılıyormuş. Böylece, müstebitlere karşı kullanılan övmelerin bütün iğrenç sözlüğünü sayıp döküyordu”.
“Nasıralı hakkında bilinen ne var ki? dedi. Onun söyledikleri ve yaptıkları hakkında anlatılan­lar inanılmıyacak ve önemsiz şeylerdir. Ben onu tanımıyorum. Tanrı hiç çarmıha gerilir mi?... Ben ancak kilisenin göklere çıkardığı hükümdarı, ilahi­yat bilginleri tarafından yaratılan bir ikinci tanrıyı biliyorum. Ahret onun olsun! Dünya da bizim! Kuvvet ve devlet burada bizim payımızdır! Bize karşı koyanı, zararlı olanı, faydasız olanı yoketmek hükümdarlığın vazifesidir”.
“Duka, saltanat sür­mekte olan kimsenin şahsının taarruzdan masun olması lüzumunun, İtalya’da şimdi her yerde ku­rulmakta olduğu şekliyle hükümdarlığın esas şartını teşkil ettiğine, kendi varlığına inandığı gibi kuv­vetle inanıyor”.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı