Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Sokrates'in Ortası

Sokrates'in Ortası

Felsefe ve futbolun sarmal tarihi. Hem futbolu hem felsefeyi bilenlerin müthiş bir keyif alacağı, ama futbolu bilmeyen felsefecilerin futbolu, felsefeyi bilmeyen futbolseverlerin de felsefeyi tanıyabileceği sıra dışı bir kitap. Futbolun ve felsefenin sarmal tarihini birbiri içinde anlatırken, her ikisi arasında kurduğu şaşırtıcı benzerliklerle futbolun sadece futbol olmadığını gösteriyor. Bakın siyahlar giymiş bir hakem olarak tasavvur ettiği Sartre'la ilgili olarak neler anlatıyor:"Bazen hakem-varoluşunun absürdlüğüne karşı derin bir nefret, bir tür bulantı duyuyordu içinde. Ama tam da yenilmişlik duygusunun ağır bastığı, soyunma odasına giden boş koridorların hiçliği karşısında duyulan varoluşsal yalnızlık anlarında, onda bir direnme istenci doğuyor, insan özgürlüğünün büyüklüğü birden önünde açılıveriyordu. Sonunda o da sahaya çıkan her oyuncunun en nihayetinde kendi kendinden sorumlu olduğunu ve onun hatalarından dolayı herhangi bir takım arkadaşına, antrenöre ya da hakeme hesap sorulamayacağını anladı. Kendini bir star ya da mızmızlanan bir mimoza yapmak onun kendi elindeydi."
Yazar:Stephan Geiger
Çevirmen:Nafer Ermiş
Sayfa Sayısı:100
Dil:Türkçe
Isbn:9789753084854
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:2. Hm. Kağıt
Yayın Tarihi:31.03.2003
5,56 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Sokrates'in Ortası
Felsefe ve futbolun sarmal tarihi. Hem futbolu hem felsefeyi bilenlerin müthiş bir keyif alacağı, ama futbolu bilmeyen felsefecilerin futbolu, felsefeyi bilmeyen futbolseverlerin de felsefeyi tanıyabileceği sıra dışı bir kitap. Futbolun ve felsefenin sarmal tarihini birbiri içinde anlatırken, her ikisi arasında kurduğu şaşırtıcı benzerliklerle futbolun sadece futbol olmadığını gösteriyor. Bakın siyahlar giymiş bir hakem olarak tasavvur ettiği Sartre'la ilgili olarak neler anlatıyor:
"Bazen hakem-varoluşunun absürdlüğüne karşı derin bir nefret, bir tür bulantı duyuyordu içinde. Ama tam da yenilmişlik duygusunun ağır bastığı, soyunma odasına giden boş koridorların hiçliği karşısında duyulan varoluşsal yalnızlık anlarında, onda bir direnme istenci doğuyor, insan özgürlüğünün büyüklüğü birden önünde açılıveriyordu. Sonunda o da sahaya çıkan her oyuncunun en nihayetinde kendi kendinden sorumlu olduğunu ve onun hatalarından dolayı herhangi bir takım arkadaşına, antrenöre ya da hakeme hesap sorulamayacağını anladı. Kendini bir star ya da mızmızlanan bir mimoza yapmak onun kendi elindeydi."
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı