Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Porça

Porça

Sert ve aman vermez Karadeniz dağların naif çiçeği bir kadının macera ve mücadeleler ile örülmüş yaşam öyküsünün anlatıldığı akıcı, heyecan verici bir yolculuğa hazır mısınız?“Emine'yi koynuna aldığı o ilk ve tek gece, duvar öylesine kalınlaştı ki, korkudan bir daha elleyemedi helâlini. Elma yanaklı, başak saçlı, mor mavi gözlü güzel, kar tanesi, ay parçası. Bunca zaman gördüğü en güzel kadın. Öyle erişilmez öyle muhteşemdi ki, aşağının da aşağısında hissetti kendini. Sıyrılan geceliğinden görünen uzun bembeyaz bacakları, dimdik göğüsleri, ince uzun parmakları, yabancı filmlerden gördüğü kadınlardan daha güzel ama daha sadeydi. Bu kız masallardan çıkıp gelen bir huriydi. Ürktü, yerinden kalktı, bir daha dokunmayacağına yemin etti.Şimdi bu mezar başında, kimselere anlatamadığını anlatıyordu, babasına. Onun şahsında, aslında her şeyi bilene anlatıyordu. Bir nevi af dileğiydi, tövbeydi. Ama gelmiş geçmişti artık. Telâfisi olur diye gönlünü eğliyordu. Ta ki kapıyı kapatan onu içeri almayan o, bakışları görünceye kadar. Asla asla af yoktu ona. O müebbet bir mahkûmdu artık. Duvarlar örüldükçe örüldü, örttükçe örttü içini. Kalınlaştı, derinleşti.”
Yazar:Aytaç Yıldız Bozkurt
Sayfa Sayısı:288
Dil:Türkçe
Isbn:9786059540421
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:01.11.2019
85 TL
66,30 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Porça
Sert ve aman vermez Karadeniz dağların naif çiçeği bir kadının macera ve mücadeleler ile örülmüş yaşam öyküsünün anlatıldığı akıcı, heyecan verici bir yolculuğa hazır mısınız?
“Emine'yi koynuna aldığı o ilk ve tek gece, duvar öylesine kalınlaştı ki, korkudan bir daha elleyemedi helâlini. Elma yanaklı, başak saçlı, mor mavi gözlü güzel, kar tanesi, ay parçası. Bunca zaman gördüğü en güzel kadın. Öyle erişilmez öyle muhteşemdi ki, aşağının da aşağısında hissetti kendini. Sıyrılan geceliğinden görünen uzun bembeyaz bacakları, dimdik göğüsleri, ince uzun parmakları, yabancı filmlerden gördüğü kadınlardan daha güzel ama daha sadeydi. Bu kız masallardan çıkıp gelen bir huriydi. Ürktü, yerinden kalktı, bir daha dokunmayacağına yemin etti.
Şimdi bu mezar başında, kimselere anlatamadığını anlatıyordu, babasına. Onun şahsında, aslında her şeyi bilene anlatıyordu. Bir nevi af dileğiydi, tövbeydi. Ama gelmiş geçmişti artık. Telâfisi olur diye gönlünü eğliyordu. Ta ki kapıyı kapatan onu içeri almayan o, bakışları görünceye kadar. Asla asla af yoktu ona. O müebbet bir mahkûmdu artık. Duvarlar örüldükçe örüldü, örttükçe örttü içini. Kalınlaştı, derinleşti.”
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı