Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Karacaoğlan

Karacaoğlan

Çukurova, Toroslar… Nasıl da tasvir etmiştir Yaşar Kemal İnce Memed’inde… “Toros dağlarının etekleri ta Akdenizden başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdenizin üstünde daima, top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlarca içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurovanın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar. Karanlık bir ormandan daha yabani, daha karanlık!.” İşte bu diyarlar ozanıdır anlatımıza konu olan; Adana, Gaziantep, Maraş dolaylarının topraklarına da ayak basmış bir ozandır Karacaoğlan… Bu topraklarda ömrünün bir kısmını geçirmiş. Göçebe bir hayat sürmesine rağmen bu hayatın izlerini şiirlerine yansıtmamıştır ama sevda olmuş, doğa olmuş, gurbet acısı, sıla hasreti; ayrılık ve ölüm olmuş. Bu temaları derinden hissetmiş, yaşamış, solumuştur. Onda güzel de somuttur, deyişleri de özgündür. Bir mezhep, bir tarikat adamı değildir. Yaşadığı devrin sıkıntıları onu hiç mi hiç ilgilendirmemiştir. Şiirlerine yansıması yoktur. Duru Türkçesi, hece ölçüsüyle de ayrıca ününe ün katmıştır. Beş yüzden fazla şiiriyle bugünlere ulaştırılmıştır. Hayatı Yaşar Kemal’in Üç Anadolu Efsanesi’nde hikâyeleştirilmiştir. Şiirlerinde bir gönülden duyuş, lirik bir söyleyiş vardır. Elinde sazı, dilinde sözü, yeryüzü güzelliklerini, sevdayı köy köy dolaşarak dile getiren bir ozan olmuştur.
Yazar:Rıza Süreyya
Sayfa Sayısı:128
Dil:Türkçe
Isbn:9786257412186
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:29.05.2021
120 TL
66,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Karacaoğlan
Çukurova, Toroslar… Nasıl da tasvir etmiştir Yaşar Kemal İnce Memed’inde…
 
“Toros dağlarının etekleri ta Akdenizden başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdenizin üstünde daima, top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlarca içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurovanın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar. Karanlık bir ormandan daha yabani, daha karanlık!.”
 
İşte bu diyarlar ozanıdır anlatımıza konu olan; Adana, Gaziantep, Maraş dolaylarının topraklarına da ayak basmış bir ozandır Karacaoğlan… Bu topraklarda ömrünün bir kısmını geçirmiş. Göçebe bir hayat sürmesine rağmen bu hayatın izlerini şiirlerine yansıtmamıştır ama sevda olmuş, doğa olmuş, gurbet acısı, sıla hasreti; ayrılık ve ölüm olmuş. Bu temaları derinden hissetmiş, yaşamış, solumuştur. Onda güzel de somuttur, deyişleri de özgündür.
 
Bir mezhep, bir tarikat adamı değildir. Yaşadığı devrin sıkıntıları onu hiç mi hiç ilgilendirmemiştir. Şiirlerine yansıması yoktur.
 
Duru Türkçesi, hece ölçüsüyle de ayrıca ününe ün katmıştır. Beş yüzden fazla şiiriyle bugünlere ulaştırılmıştır.
 
Hayatı Yaşar Kemal’in Üç Anadolu Efsanesi’nde hikâyeleştirilmiştir. Şiirlerinde bir gönülden duyuş, lirik bir söyleyiş vardır. Elinde sazı, dilinde sözü, yeryüzü güzelliklerini, sevdayı köy köy dolaşarak dile getiren bir ozan olmuştur.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı