Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Avrupa Resminde Gerçek Duygusu

Avrupa Resminde Gerçek Duygusu

Rönesans ve Barok, Avrupa tarihçilerinin eserlerinde birbirinden bütünüyle ayrılan iki düşünüşün, iki dünya görüşünün dile gelişi diye gösterilir: Bir yanda akıl ölçüleri, geometrik düzen; Rönesans maddeciliği, öte yanda hayal gücü, hayat akıcılığı ve fikircilik; bir yanda Antikitenin devamı, öte yanda Ortaçağın yeniden canlanması... İki dönem arasında bundan daha büyük bir ayrılık olamaz gibi geliyor. Fakat gerçekten aşılmaz bir uçurum karşısında mı bulunuyoruz? XVI. ve XVII. yüzyıllardan iki resim alıp, bunları kendi başlarına karşılaştırırsak bu soruya belki evet denilecektir. Fakat başka bir kültür çevresinden bir eseri, örneğin Levni’nin bir minyatürünü bunların yanına koyduk mu, o kadar aşılmaz gibi görünen bu ayrılık birden küçülecek; Avrupalı ustaların eserleri arasında, ayrılıktan çok benzerlik göze çarpacaktır. Rönesans maddeciliği ile Barok fikirciliğini birbirine bu kadar yaklaştıran, Avrupa sanatında üslup ayrılıklarını görece ayrılıklar haline sokan bu benzerlik nedir?Bu soru bizi Avrupa sanatında gerçek sorunu ile karşılaştırıyor. Bilindiği gibi XIV. yüzyıl sonunda batının fikir tarihinde büyük bir değişiklik olur ve bu tarihe kadar tabiatüstü soyut kavramlarla çevrili bulunan biçim isteği tabiata, gözle görülen, elle tutulan gerçeğe yönelir. O zamandan bugüne kadar gelen Avrupa sanatını, hep bu yol üstünde, yani gerçeğe doğru bir gelişme olarak anlayamaz mıyız?
Yazar:Mazhar Şevket İpşiroğlu
Sayfa Sayısı:224
Dil:Türkçe
Isbn:9786058607705
Boyut:15 X 23 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:1. Hm. Kağıt
Yayın Tarihi:18.04.2013
42 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Avrupa Resminde Gerçek Duygusu
Rönesans ve Barok, Avrupa tarihçilerinin eserlerinde birbirinden bütünüyle ayrılan iki düşünüşün, iki dünya görüşünün dile gelişi diye gösterilir: Bir yanda akıl ölçüleri, geometrik düzen; Rönesans maddeciliği, öte yanda hayal gücü, hayat akıcılığı ve fikircilik; bir yanda Antikitenin devamı, öte yanda Ortaçağın yeniden canlanması... İki dönem arasında bundan daha büyük bir ayrılık olamaz gibi geliyor. Fakat gerçekten aşılmaz bir uçurum karşısında mı bulunuyoruz? XVI. ve XVII. yüzyıllardan iki resim alıp, bunları kendi başlarına karşılaştırırsak bu soruya belki evet denilecektir. Fakat başka bir kültür çevresinden bir eseri, örneğin Levni’nin bir minyatürünü bunların yanına koyduk mu, o kadar aşılmaz gibi görünen bu ayrılık birden küçülecek; Avrupalı ustaların eserleri arasında, ayrılıktan çok benzerlik göze çarpacaktır. Rönesans maddeciliği ile Barok fikirciliğini birbirine bu kadar yaklaştıran, Avrupa sanatında üslup ayrılıklarını görece ayrılıklar haline sokan bu benzerlik nedir?

Bu soru bizi Avrupa sanatında gerçek sorunu ile karşılaştırıyor. Bilindiği gibi XIV. yüzyıl sonunda batının fikir tarihinde büyük bir değişiklik olur ve bu tarihe kadar tabiatüstü soyut kavramlarla çevrili bulunan biçim isteği tabiata, gözle görülen, elle tutulan gerçeğe yönelir. O zamandan bugüne kadar gelen Avrupa sanatını, hep bu yol üstünde, yani gerçeğe doğru bir gelişme olarak anlayamaz mıyız?
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı