Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Adana

Adana

Ben bu şehri çok sevdim; tarihi fısıldayan sokaklarını, evlerini kendime yakın buldum. Manevi bir çekim merkezi olduğunu hissettiğim Ağca Mescid’i, Yağ Camii’ni, mimarının son eseri olan Hasan Ağa Camii’ni... Ziya Paşa felsefesini, dev saat kulesini ve kebabını, şalgamını, simidini... Pamuk ve karpuz tarlalarını; portakal ve nar bahçelerini... Öyle ya binlerce yıldır insan seli akıyor, yine de garibana uzanıyordu Çukurova’nın şefkatli eli.Misis’te ölümsüzlük otunu aradım, Lokman Hekim’e rüyamda çiçeklerin adlarını fısıldaması için yalvardım. Soluğu Anavarza’da aldım nedense, yine deprem oluyordu asırlar öncesinin tekrarını yaşatırcasına. Alacakaranlıkta Sardanapalus’u gördüm sanki; kızıl bir gün batımında gülümsüyordu. Şahmeranın hayali bekliyordu Yılankale’yi, sisli Kozan Kalesi yine portakal kokuluydu. Bir alacakaranlıkta karşılaştım Taşköprü’de Roma İmparatoru Hadrianus ile. Ramazanoğlu Konağı’na konuk oldum, yeniçerilerle saf tuttum Ulu Camii’nde, Kuvvacılarla birlikteydim Güney Cephesi’nde. Piri Mehmet Paşa’dan dua alıp Ziya Paşa’dan nasihat dinlerken büyük saat üçe vurdu... Merkez ve Atatürk parkları ile yeşil duvarlarla çevrili eski evlerinde kardeş kardeş büyüyordu begonvil, jakaranda, mimoza, leylak, erguvan ve fırça çalısı fidanları. Sokaklar turunç çiçeği kokuyordu.  Altı minarenin hepsinde kandiller yanıyordu. Ben bu şehri çok sevdim; hissettim, yaşadım ve yazdım...
Yazar:Çetin Oranlı
Sayfa Sayısı:168
Dil:Türkçe
Isbn:9786258222456
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:19.07.2023
140 TL
87,50 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Adana
Ben bu şehri çok sevdim; tarihi fısıldayan sokaklarını, evlerini kendime yakın buldum. Manevi bir çekim merkezi olduğunu hissettiğim Ağca Mescid’i, Yağ Camii’ni, mimarının son eseri olan Hasan Ağa Camii’ni... Ziya Paşa felsefesini, dev saat kulesini ve kebabını, şalgamını, simidini... Pamuk ve karpuz tarlalarını; portakal ve nar bahçelerini... Öyle ya binlerce yıldır insan seli akıyor, yine de garibana uzanıyordu Çukurova’nın şefkatli eli.
Misis’te ölümsüzlük otunu aradım, Lokman Hekim’e rüyamda çiçeklerin adlarını fısıldaması için yalvardım. Soluğu Anavarza’da aldım nedense, yine deprem oluyordu asırlar öncesinin tekrarını yaşatırcasına. Alacakaranlıkta Sardanapalus’u gördüm sanki; kızıl bir gün batımında gülümsüyordu. Şahmeranın hayali bekliyordu Yılankale’yi, sisli Kozan Kalesi yine portakal kokuluydu. Bir alacakaranlıkta karşılaştım Taşköprü’de Roma İmparatoru Hadrianus ile. Ramazanoğlu Konağı’na konuk oldum, yeniçerilerle saf tuttum Ulu Camii’nde, Kuvvacılarla birlikteydim Güney Cephesi’nde. Piri Mehmet Paşa’dan dua alıp Ziya Paşa’dan nasihat dinlerken büyük saat üçe vurdu... Merkez ve Atatürk parkları ile yeşil duvarlarla çevrili eski evlerinde kardeş kardeş büyüyordu begonvil, jakaranda, mimoza, leylak, erguvan ve fırça çalısı fidanları. Sokaklar turunç çiçeği kokuyordu.  Altı minarenin hepsinde kandiller yanıyordu. Ben bu şehri çok sevdim; hissettim, yaşadım ve yazdım...
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı