Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Irk Lekesi

Irk Lekesi

Gündelik hayatta, siyasette ve hatta bilimde sıklıkla karşımıza çıkar, yanlış bilgiyi doğru sanmak ve yüzeysel bir bilgiden hareketle “derin” ve ısrarcı genellemeler yapmak. Bir bilim olarak antropoloji de bu duruma maruz kalır ve bir zamanlar bazı antropologların “ırk” paradigmasıyla kurduğu ilişki yüzünden “ırkbilim” olarak anılmaktan kurtulamaz. Çok fazla ön plana çıkartılmasa da, aslında yine antropoloji içinde “ırk araştırmalarına” ve “ırkçılığa” karşı bilimsel duruşları ilk dönemlerden itibaren gözlemlemek mümkündür. Ancak antropolojinin buna rağmen üstüne sinen “ırk lekesi”nden henüz kurtulduğu söylenemez. Aynı bilgi karmaşasının Türkiye’de de olduğunu düşünürsek, konuyu Türkiye örneğinde incelemek, “ırkbilim” algısının nereden kaynaklandığını bulmaya çalışmak ve paradigmanın tarihsel süreç içerisinde gösterdiği değişikliği takip etmek önemlidir. Bu nedenle metinde, Türkiye antropolojisinin kurucu figürleri olan ve hepsi farklı antropoloji alanlarında uzmanlaşmış bilim insanları: Şevket Aziz Kansu, Afet İnan, Seniha Tunakan, Muzaffer Süleyman Şenyürek ve Nermin Erdentuğ’un yaklaşımları, yaptıkları çalışmalar ve dönem siyaseti ekseninde analiz edildi. Böylelikle “yerli” ve “milli” bir bilim arzusunun “evrensel” ve “bilimsel” bilgi karşısında sönümlenmesini de görmek mümkün hale geldi. Bu yüzden kitap, bir taraftan antropolojiye dair doğru olanı yüzeysellikten kurtarıp, derinleştirmeye ve ayrıntılandırmaya çalışırken, diğer taraftan yanlış bilinip genelleştirileni de düzeltmenin peşindedir.
Yazar:Hasan Münüsoğlu
Sayfa Sayısı:214
Dil:Türkçe
Isbn:9786059436205
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:16.10.2017
140 TL
112,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Irk Lekesi
Gündelik hayatta, siyasette ve hatta bilimde sıklıkla karşımıza çıkar, yanlış bilgiyi doğru sanmak ve yüzeysel bir bilgiden hareketle “derin” ve ısrarcı genellemeler yapmak. Bir bilim olarak antropoloji de bu duruma maruz kalır ve bir zamanlar bazı antropologların “ırk” paradigmasıyla kurduğu ilişki yüzünden “ırkbilim” olarak anılmaktan kurtulamaz. Çok fazla ön plana çıkartılmasa da, aslında yine antropoloji içinde “ırk araştırmalarına” ve “ırkçılığa” karşı bilimsel duruşları ilk dönemlerden itibaren gözlemlemek mümkündür. Ancak antropolojinin buna rağmen üstüne sinen “ırk lekesi”nden henüz kurtulduğu söylenemez. Aynı bilgi karmaşasının Türkiye’de de olduğunu düşünürsek, konuyu Türkiye örneğinde incelemek, “ırkbilim” algısının nereden kaynaklandığını bulmaya çalışmak ve paradigmanın tarihsel süreç içerisinde gösterdiği değişikliği takip etmek önemlidir. Bu nedenle metinde, Türkiye antropolojisinin kurucu figürleri olan ve hepsi farklı antropoloji alanlarında uzmanlaşmış bilim insanları: Şevket Aziz Kansu, Afet İnan, Seniha Tunakan, Muzaffer Süleyman Şenyürek ve Nermin Erdentuğ’un yaklaşımları, yaptıkları çalışmalar ve dönem siyaseti ekseninde analiz edildi. Böylelikle “yerli” ve “milli” bir bilim arzusunun “evrensel” ve “bilimsel” bilgi karşısında sönümlenmesini de görmek mümkün hale geldi. Bu yüzden kitap, bir taraftan antropolojiye dair doğru olanı yüzeysellikten kurtarıp, derinleştirmeye ve ayrıntılandırmaya çalışırken, diğer taraftan yanlış bilinip genelleştirileni de düzeltmenin peşindedir.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı