Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Suç Yargılama Süreci Hukuku

Suç Yargılama Süreci Hukuku

Atatürk, istediği kadar “Yaşamda en doğru yol gösterici bilimdir” desin, bu özdeyiş, ne denli üniversitelerin duvarlarına kazınırsa kazınsın, oralarda bir süs bitkisi işlevini üstlenecek; yerini “bilim başka, uygulama başka” önyargısına, daha doğrusu saçmalığına, safsatasına bırakacak; beyinlere kaskatı yerleşen bu safsata da yükselme kaygısıyla ikonlaşıp yaygınlaşarak herkesi tutsak kılacaktı.Türk insanının, Türk hukukçusunun sorunu, hastalığın virüsü işte buydu: “Bu yapılan doğru mu?” sorusunu sormaksızın, yaşananları sorgulamaksızın kendisinden öncekilere öykünmek, onları taklit etmek!Elbette kolaycılık olmasının da ötesinde bir hastalıktı bu. Kanımca da, “eleştirel düşünme”yi ve “eleştirel yaklaşım”ı, sorgulamayı dışlayan öğretim dizgemizin (sistem) bunda büyük payı vardı.Öyle ya, yasalar ve fakültelerde okutulan bilgiler hiç uygulanmayacaksa, neden bu bilim yuvaları açılmışlardı; oralarda dört yıl süreyle çoğu beş yüz sayfayı aşan ders kitapları niçin okutuluyordu?Öte yandan bakıyorsunuz, bu ülkede Atatürk’ü gerçekten hemen herkes seviyordu. Öyleyse onun değişmez hedefini kavrayanlar neden bu denli çok azdı!?Hukuk devrimi, çağ atlamanın, Atatürk’ün Tevfik Fikret’ten alarak dile getirdiği “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” kuşaklar yetiştirmenin en iyi ve vazgeçilemez bir yoludur.Bunun için de bilimsel yöntemle yola çıkarak ilkin yargılama süreci hukukları dogmatiğinden; özellikle de bu dalların en önemli aşaması olan “duruşma”dan başlayarak bilimsel yolu izlemeliyiz.
Yazar:Doç. Dr. Sami Selçuk
Sayfa Sayısı:847
Dil:Türkçe
Isbn:9789755339719
Boyut:15 X 22 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:09.02.2022
480 TL
405,60 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Suç Yargılama Süreci Hukuku
Atatürk, istediği kadar “Yaşamda en doğru yol gösterici bilimdir” desin, bu özdeyiş, ne denli üniversitelerin duvarlarına kazınırsa kazınsın, oralarda bir süs bitkisi işlevini üstlenecek; yerini “bilim başka, uygulama başka” önyargısına, daha doğrusu saçmalığına, safsatasına bırakacak; beyinlere kaskatı yerleşen bu safsata da yükselme kaygısıyla ikonlaşıp yaygınlaşarak herkesi tutsak kılacaktı.
Türk insanının, Türk hukukçusunun sorunu, hastalığın virüsü işte buydu: “Bu yapılan doğru mu?” sorusunu sormaksızın, yaşananları sorgulamaksızın kendisinden öncekilere öykünmek, onları taklit etmek!
Elbette kolaycılık olmasının da ötesinde bir hastalıktı bu. Kanımca da, “eleştirel düşünme”yi ve “eleştirel yaklaşım”ı, sorgulamayı dışlayan öğretim dizgemizin (sistem) bunda büyük payı vardı.
Öyle ya, yasalar ve fakültelerde okutulan bilgiler hiç uygulanmayacaksa, neden bu bilim yuvaları açılmışlardı; oralarda dört yıl süreyle çoğu beş yüz sayfayı aşan ders kitapları niçin okutuluyordu?
Öte yandan bakıyorsunuz, bu ülkede Atatürk’ü gerçekten hemen herkes seviyordu. Öyleyse onun değişmez hedefini kavrayanlar neden bu denli çok azdı!?
Hukuk devrimi, çağ atlamanın, Atatürk’ün Tevfik Fikret’ten alarak dile getirdiği “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” kuşaklar yetiştirmenin en iyi ve vazgeçilemez bir yoludur.
Bunun için de bilimsel yöntemle yola çıkarak ilkin yargılama süreci hukukları dogmatiğinden; özellikle de bu dalların en önemli aşaması olan “duruşma”dan başlayarak bilimsel yolu izlemeliyiz.

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı