Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Yangın

Yangın

Her şey içimizde başlayıp bitiyor, sonra dışımıza yansıtıyoruz onları.İyilikler ve kötülükler böyle çıkıyor ortaya.İçimizdeki taşları yerli yerine oturtmamız gerekiyor öncelikle.Bunu yapmadan kendimizi ve dünyamızı değiştirebilmek hiç mümkün mü?İyilikten, güzellikten yana sihirli bir gücümüz var.O, içimizde bir yerlerde saklı.Onu arayıp bulalım.Olur mu? “O, zamanının büyük bir bölümünü ormanla iç içe yaşayarak geçiriyordu. Ormanın içinde, ağaçların arasında yürürken ormanda olan her şey ona mutluluk veriyordu.Kuşların cıvıltıları, yürürken ayaklar altında hışırdayan kurumuş yapraklar, ciğerlere çekilip solunulan mis gibi orman havası ve içtikçe içilen buz gibi sular.Kerem, ormanların ayrılmaz bir parçası gibiydi...Sabahları erkenden kalkar, gün ışımadan ayakta olurdu. Bir ses, onu her sabah erken saatlerde çağırır, yeni güne davet ederdi.Bu güzel davetlerle hemen yatağından kalkar, pencere önüne koşardı. Pencerenin kanatlarını açar, sabahın o diriltici serinliğini içine çekerdi...”
Yazar:Nevzat Yüksel
Sayfa Sayısı:136
Dil:Türkçe
Isbn:9786059555234
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:07.06.2018
100 TL
78,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Yangın
Her şey içimizde başlayıp bitiyor, sonra dışımıza yansıtıyoruz onları.
İyilikler ve kötülükler böyle çıkıyor ortaya.
İçimizdeki taşları yerli yerine oturtmamız gerekiyor öncelikle.
Bunu yapmadan kendimizi ve dünyamızı değiştirebilmek hiç mümkün mü?
İyilikten, güzellikten yana sihirli bir gücümüz var.
O, içimizde bir yerlerde saklı.
Onu arayıp bulalım.
Olur mu?
 
“O, zamanının büyük bir bölümünü ormanla iç içe yaşayarak geçiriyordu. Ormanın içinde, ağaçların arasında yürürken ormanda olan her şey ona mutluluk veriyordu.
Kuşların cıvıltıları, yürürken ayaklar altında hışırdayan kurumuş yapraklar, ciğerlere çekilip solunulan mis gibi orman havası ve içtikçe içilen buz gibi sular.
Kerem, ormanların ayrılmaz bir parçası gibiydi...
Sabahları erkenden kalkar, gün ışımadan ayakta olurdu. Bir ses, onu her sabah erken saatlerde çağırır, yeni güne davet ederdi.
Bu güzel davetlerle hemen yatağından kalkar, pencere önüne koşardı. Pencerenin kanatlarını açar, sabahın o diriltici serinliğini içine çekerdi...”
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı