Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Bölünmüş Benlik

Bölünmüş Benlik

Anti-psikiyatri akımının öncüsü R. D. Laing'in bu kitabında, ailenin (ve toplumun) ve otoriter, damgalayıcı, fazlasıyla tıbbî psikiyatrinin dayattığı ve yeniden ürettiği "insan trajedisi"ne varoluşsal fenomenolojik çerçeveden bakılması önerilmektedir. Sağduyululuk ve deliliğin göreceli kavramlar olduğunu savunan yazar (özellikle Sartre, Heidegger, Kierkegaard’a da göndermeler yaparak), bir varoluş terörü yaşayan bu insanların anlaşılabileceklerini göstermektedir. Uygunluk, itaat, rekabet ve normal olmanın kural olduğu bir ortamda bireyin kendi özgür seçimlerini uygulayacak alan bulamaması; diğer insanlarla ilişkilerinde bir sahte-benlik (sahte yüz, maske) geliştirip oyunlar oynaması; bir içsel benlik geliştirip tehditkâr ve "zalim" gerçekliğin erişemediği, bedenle incecik, hemen hemen hiç bağı olmayan bir yanılsamalı konumda olmayı umduğu; bunun imkansız bir amaç ve ilişkilerdeki karşılıklığın kaybolduğu çarpık bir proje olduğu vurgulanmaktadır. Bu süreci yaşayan insan görülmeyi ve tanınmayı arzulamaktadır. "Yıllardır bunları biliyordum ama nasıl farketmedim," diye şaşırıyor insan, kendinden birşeyler buluyor. Journal of Psychology
Orijinal Adı:The Divided Self
Yazar:R. D. Laing
Çevirmen:Selçuk Çelik
Sayfa Sayısı:212
Dil:Türkçe
Isbn:9789687942018
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:3. Hm. Kağıt
Yayın Tarihi:31.12.1993
18,52 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Bölünmüş Benlik
Anti-psikiyatri akımının öncüsü R. D. Laing'in bu kitabında, ailenin (ve toplumun) ve otoriter, damgalayıcı, fazlasıyla tıbbî psikiyatrinin dayattığı ve yeniden ürettiği "insan trajedisi"ne varoluşsal fenomenolojik çerçeveden bakılması önerilmektedir. Sağduyululuk ve deliliğin göreceli kavramlar olduğunu savunan yazar (özellikle Sartre, Heidegger, Kierkegaard’a da göndermeler yaparak), bir varoluş terörü yaşayan bu insanların anlaşılabileceklerini göstermektedir. Uygunluk, itaat, rekabet ve normal olmanın kural olduğu bir ortamda bireyin kendi özgür seçimlerini uygulayacak alan bulamaması; diğer insanlarla ilişkilerinde bir sahte-benlik (sahte yüz, maske) geliştirip oyunlar oynaması; bir içsel benlik geliştirip tehditkâr ve "zalim" gerçekliğin erişemediği, bedenle incecik, hemen hemen hiç bağı olmayan bir yanılsamalı konumda olmayı umduğu; bunun imkansız bir amaç ve ilişkilerdeki karşılıklığın kaybolduğu çarpık bir proje olduğu vurgulanmaktadır. Bu süreci yaşayan insan görülmeyi ve tanınmayı arzulamaktadır. "Yıllardır bunları biliyordum ama nasıl farketmedim," diye şaşırıyor insan, kendinden birşeyler buluyor. Journal of Psychology
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı