Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Çiğdem Külahı

Çiğdem Külahı

Çocukluğumuzun kırık fotoğrafları Ahmet Büke, 2004'te yine Kanat Kitap tarafından yayımlanan ilk hikâye kitabı İzmir Postası'nın Adamları'ndaki sert ses tonuyla dikkat çekmişti. Bu sert ses, Büke'nin yeni kitabı Çiğdem Külahı'nda da işitiliyor: Çocukluk ve gençlik yıllarımızdan kalma "geçmek bilmeyen" yaralarımız, deliliklerimiz, sevişmelerimiz... Zamanın nerede ve nasıl kırıldığını soran, "Bizi ne anlatır?" sorusuna "acılarımız ve yaralarımız" yanıtını veren hikâyeler bunlar. "Bir bira daha açtı. Ev sahibinden öğrenmiş yazdığımı. Aslında o dırdırcı kadınla hiç de muhabbetimiz yok. Bilmiyorum belki de sen söylemişsindir. "Komşu madem bu işlere merakın var, rafların en önüne koydur kitapları" dedi. Çenesi açıldıkça açıldı. Bırakmadı, gideyim. "Bak, bizim dükkâna ver sen onları, çerez bölmelerinden birini boşaltırım. Zaten leblebi şekeri alan satan yok. Oraya dizeriz. Kapıya da yazı asarım.. diye tutturdu. Ne desem fayda etmedi. Beşinci biradan sonra yemin aldı ağzımdan. Gözümün önünde veresiye sayfamızı yırttı, attı. Muhtemelen seni de sıkıştırır. Olmadı birkaç tane verirsin. Zaten bir süre sonra sıkılır, çiğdem külahı yapar. Ne güzel olur aslında. Bahar gelince mahallenin bütün çocuklarının elinde benim sayfalarım. Belki merak ederler bir araya getirirler. Neyse, hepsi iyi de bira çarptı çocuğu."
Yazar:Ahmet Büke
Sayfa Sayısı:116
Dil:Türkçe
Isbn:978975885948X
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:12.10.2006
12 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Çiğdem Külahı
Çocukluğumuzun kırık fotoğrafları

Ahmet Büke, 2004'te yine Kanat Kitap tarafından yayımlanan ilk hikâye kitabı İzmir Postası'nın Adamları'ndaki sert ses tonuyla dikkat çekmişti. Bu sert ses, Büke'nin yeni kitabı Çiğdem Külahı'nda da işitiliyor: Çocukluk ve gençlik yıllarımızdan kalma "geçmek bilmeyen" yaralarımız, deliliklerimiz, sevişmelerimiz...

Zamanın nerede ve nasıl kırıldığını soran, "Bizi ne anlatır?" sorusuna "acılarımız ve yaralarımız" yanıtını veren hikâyeler bunlar.

"Bir bira daha açtı. Ev sahibinden öğrenmiş yazdığımı. Aslında o dırdırcı kadınla hiç de muhabbetimiz yok. Bilmiyorum belki de sen söylemişsindir.

"Komşu madem bu işlere merakın var, rafların en önüne koydur kitapları" dedi. Çenesi açıldıkça açıldı. Bırakmadı, gideyim. "Bak, bizim dükkâna ver sen onları, çerez bölmelerinden birini boşaltırım. Zaten leblebi şekeri alan satan yok. Oraya dizeriz. Kapıya da yazı asarım.. diye tutturdu. Ne desem fayda etmedi. Beşinci biradan sonra yemin aldı ağzımdan. Gözümün önünde veresiye sayfamızı yırttı, attı. Muhtemelen seni de sıkıştırır. Olmadı birkaç tane verirsin. Zaten bir süre sonra sıkılır, çiğdem külahı yapar. Ne güzel olur aslında. Bahar gelince mahallenin bütün çocuklarının elinde benim sayfalarım. Belki merak ederler bir araya getirirler. Neyse, hepsi iyi de bira çarptı çocuğu."
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı