Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Altın Kubbenin Esrarı

Altın Kubbenin Esrarı

Bir Mimar.Bir Denizci.Bir Mozaik.Bir Minyatür.Ve ambarlar dolusu altın... Akdeniz’in tuzlu, derin ve mavi sularındaki sefer ne kadar göz kamaştırıcı ise sebebi de o kadar gizliydi. Kanuni Sultan Süleyman, kendi muhteşemliğine yaraşır Mimar Sinan’ı, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa refakatinde Kudüs’e gönderirken, bütün Akdeniz’in meraka kapılacağını ve bu seyahati konuşacağını biliyordu. Mimar Sinan gündüzleri güvertede yoldaşı ile sohbet ederken geceleri ruhunun derinliklerinde kayboluyor, Baştarda’nın atlattığı fırtınalara inat, hatıralar denizinde boğulup her sabah kendi varlığından adeta yeniden doğuyordu. Ömrünü adadığı ve yıllardır peşine düştüğü soruların, sırrına varıpcevaplarını bir gün bulabilecek miydi? Devşirilmesini sağlayan Sahtiyan Çizmeli Adam kimdi, neredeydi, Turnacıbaşı’na ne söylemişti de genç Sinan’ı bir medeniyeti inşa etmeye götürecek kutlu yolculuk başlamıştı?Bin yıldır büyük badireler atlatan ve sonsuza kadar ayakta kalmak için Sinan’ı bekleyen Ayasofya’nın kapısının üzerindeki mozaik, nasıl oluyordu da asırlar öncesinden Sinan’ın hikâyesini anlatıyordu? Umudu kestiği, aramaktan vazgeçtiği cevaplar bir gün bahşedilecek miydi?Sultan Polat Altın Kubbenin Esrarı’nda bu kez okuruna bilmeceler sormuyor, şifrelerin peşine düşürmüyor. Mimar Sinan çağına geniş bir pencere açıyor. Ve okuru o pencereden Sinan’ın ‘Yoluna’ tanık olmaya çağırıyor.
Yazar:Sultan Polat
Sayfa Sayısı:326
Dil:Türkçe
Isbn:9786257706407
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:30.09.2021
195 TL
152,10 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Altın Kubbenin Esrarı
Bir Mimar.
Bir Denizci.
Bir Mozaik.
Bir Minyatür.
Ve ambarlar dolusu altın...
 
Akdeniz’in tuzlu, derin ve mavi sularındaki sefer ne kadar göz kamaştırıcı ise sebebi de o kadar gizliydi.
 
Kanuni Sultan Süleyman, kendi muhteşemliğine yaraşır Mimar Sinan’ı, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa refakatinde Kudüs’e gönderirken, bütün Akdeniz’in meraka kapılacağını ve bu seyahati konuşacağını biliyordu.
 
Mimar Sinan gündüzleri güvertede yoldaşı ile sohbet ederken geceleri ruhunun derinliklerinde kayboluyor, Baştarda’nın atlattığı fırtınalara inat, hatıralar denizinde boğulup her sabah kendi varlığından adeta yeniden doğuyordu.
 
Ömrünü adadığı ve yıllardır peşine düştüğü soruların, sırrına varıp
cevaplarını bir gün bulabilecek miydi? Devşirilmesini sağlayan Sahtiyan Çizmeli Adam kimdi, neredeydi, Turnacıbaşı’na ne söylemişti de genç Sinan’ı bir medeniyeti inşa etmeye götürecek kutlu yolculuk başlamıştı?
Bin yıldır büyük badireler atlatan ve sonsuza kadar ayakta kalmak için Sinan’ı bekleyen Ayasofya’nın kapısının üzerindeki mozaik, nasıl oluyordu da asırlar öncesinden Sinan’ın hikâyesini anlatıyordu? Umudu kestiği, aramaktan vazgeçtiği cevaplar bir gün bahşedilecek miydi?
Sultan Polat Altın Kubbenin Esrarı’nda bu kez okuruna bilmeceler sormuyor, şifrelerin peşine düşürmüyor. Mimar Sinan çağına geniş bir pencere açıyor. Ve okuru o pencereden Sinan’ın ‘Yoluna’ tanık olmaya çağırıyor.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı