Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Duvaktaki Gözyaşı

Duvaktaki Gözyaşı

Bu esnada arkada kapı yavaşça açıldı. Handan ablasının kalktığını duymuş, o da uyanmıştı. Feyza arkasında bir küçük ses, bir hıçkırık duydu. Döndü, gelen küçük kız kardeşi Handan’dı:“Abla, ne olur, gitmesen olmaz mı?” diye yalvardı. O daha küçüktü, Evliliğin ne olduğunu bilmiyordu. Feyza’nın yüreğinde volkanlar patladı. Kollarını karde-şine açtı. Sonsuza uçuşan kelebekler gibi mavimsi, sarımtırak, yeşil… Handan, yanaklarında iki damla yaşve titreyen dudaklarıyla ablasına tekrar yalvardı: “Ne olur abla kal, gitme!” dedi. Feyza cevap veremedi, kelimeler boğazında düğümlendi. Karşısında mahzun, minik bir çehre, buğulubakışlarla ve elvedada saklanan küçücük, hüzün dolu bir gülümseme ile ona bakıyordu. Onu, can bilencananlarının boşluğa çaresiz seslenişiydi bu;“Ne olur kal, gitme!”Gözyaşları, yanaklarından nisan yağmuru gibi boşalmaya başlamıştı.“Ne olur kal, gitme!” deme, benim küçük kardeşim. Annemi sana emanet ediyorum. Artık onun kızı sensinbundan sonra.”Gözlerini kardeşinden kaçırdı, dudakları titredi. Ağlamaklı bir sesle:“Kim bilir, bir gün yeniden yağar nisan yağmuru, yeşerir tomurcuklar açar domur domur. Bekle beni, ayazyemeden kal küçüğüm!”Yine minik bir ses, bir damla gözyaşı:“Ablacığım, ne olur kal, gitme!”Feyza’nın artık konuşacak takati kalmamıştı.
Yazar:Hasan Tanrıverdi
Sayfa Sayısı:246
Dil:Türkçe
Isbn:9786059916455
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:13.11.2017
150 TL
107,25 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Duvaktaki Gözyaşı
Bu esnada arkada kapı yavaşça açıldı. Handan ablasının kalktığını duymuş, o da uyanmıştı. Feyza arkasında
 bir küçük ses, bir hıçkırık duydu. Döndü, gelen küçük kız kardeşi Handan’dı:
“Abla, ne olur, gitmesen olmaz mı?” diye yalvardı.
 O daha küçüktü, Evliliğin ne olduğunu bilmiyordu. Feyza’nın yüreğinde volkanlar patladı. Kollarını karde-
şine açtı. Sonsuza uçuşan kelebekler gibi mavimsi, sarımtırak, yeşil… Handan, yanaklarında iki damla yaş
ve titreyen dudaklarıyla ablasına tekrar yalvardı:
 “Ne olur abla kal, gitme!” dedi.
 Feyza cevap veremedi, kelimeler boğazında düğümlendi. Karşısında mahzun, minik bir çehre, buğulu
bakışlarla ve elvedada saklanan küçücük, hüzün dolu bir gülümseme ile ona bakıyordu. Onu, can bilen
cananlarının boşluğa çaresiz seslenişiydi bu;
“Ne olur kal, gitme!”
Gözyaşları, yanaklarından nisan yağmuru gibi boşalmaya başlamıştı.
“Ne olur kal, gitme!” deme, benim küçük kardeşim. Annemi sana emanet ediyorum. Artık onun kızı sensin
bundan sonra.”
Gözlerini kardeşinden kaçırdı, dudakları titredi. Ağlamaklı bir sesle:
“Kim bilir, bir gün yeniden yağar nisan yağmuru, yeşerir tomurcuklar açar domur domur. Bekle beni, ayaz
yemeden kal küçüğüm!”
Yine minik bir ses, bir damla gözyaşı:
“Ablacığım, ne olur kal, gitme!”
Feyza’nın artık konuşacak takati kalmamıştı.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı