Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Divan-ı Kebir

Divan-ı Kebir

Divân-ı Kebîr (Büyük Divan) Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî’nin söyledigi ilîhî ask siirlerinden olusan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik (rubai beyitleri ile birlikte yaklasık 50 bin beyit) nazım bir eserdir. Mevlânâ’nın “Âsıklar Divanım” biçiminde adlandırdıgı eser aynı zamanda “Sems Divanı”, “Divan-ı Sems-i Tebrizî” olarak daanılmaktadır. Islâm edebiyatında divanların, sairlerinin isimleri ile anılması gelenegine ters düsen bu son adlandırma; Mevlânâ’nın gazellerinin sonunda kendi adı yerine (birkaç istisna dısında) her zaman Sems-i Tebrizî adını kullanmasından kaynaklanmaktadır. Eser, Horasan ilinin halk Farsçası ile yazılmıstır. Yek avaz gazellerden olusur. Mevlânâ bu gazellerinde, "Sems (günes) basta olmak üzere, bag-bahçe, gül-bülbül, âsık-mâsûk, deniz-damla, mey-sâkî gibi sembollerle ilâhî askı hep ön plânda tutmakta; Mesnevî’sinde oldugu gibi Allah’a kavusmadan gönlünün huzur bulamayacagını, ilâhî askı yazmada aciz kalıp kaleminin kırıldıgını,bu dünyanın bir balçıktan ibaret oldugunu, çok yemenin menzile ulasmada engel teskil ettigini, askın akla olan üstünlük ve yüceligini, nefsin kötülügünü, miskin miskin oturan insanların bu tembellikleriyle maksada (ilâhî ask) ulasamayacaklarını, gecelerin uyumakla degil de ask ve ibadetle geçirilmesi gerektigini" vurgulayarak siirlerini didaktik bir üslûpla söylemektedir.
Yazar:Mevlana
Çevirmen:Mithat Bahari Beytur
Sayfa Sayısı:440
Dil:Türkçe
Isbn:97800
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:01.12.2011
19 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Divan-ı Kebir
Divân-ı Kebîr (Büyük Divan) Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî’nin söyledigi ilîhî ask siirlerinden olusan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik (rubai beyitleri ile birlikte yaklasık 50 bin beyit) nazım bir eserdir. Mevlânâ’nın “Âsıklar Divanım” biçiminde adlandırdıgı eser aynı zamanda “Sems Divanı”, “Divan-ı Sems-i Tebrizî” olarak da
anılmaktadır. Islâm edebiyatında divanların, sairlerinin isimleri ile anılması gelenegine ters düsen bu son adlandırma; Mevlânâ’nın gazellerinin sonunda kendi adı yerine (birkaç istisna dısında) her zaman Sems-i Tebrizî adını kullanmasından kaynaklanmaktadır. Eser, Horasan ilinin halk Farsçası ile yazılmıstır. Yek avaz gazellerden olusur. Mevlânâ bu gazellerinde, "Sems (günes) basta olmak üzere, bag-bahçe, gül-bülbül, âsık-mâsûk, deniz-damla, mey-sâkî gibi sembollerle ilâhî askı hep ön plânda tutmakta; Mesnevî’sinde oldugu gibi Allah’a kavusmadan gönlünün huzur bulamayacagını, ilâhî askı yazmada aciz kalıp kaleminin kırıldıgını,
bu dünyanın bir balçıktan ibaret oldugunu, çok yemenin menzile ulasmada engel teskil ettigini, askın akla olan üstünlük ve yüceligini, nefsin kötülügünü, miskin miskin oturan insanların bu tembellikleriyle maksada (ilâhî ask) ulasamayacaklarını, gecelerin uyumakla degil de ask ve ibadetle geçirilmesi gerektigini" vurgulayarak siirlerini didaktik bir üslûpla söylemektedir.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı