Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Sarsıntı

Sarsıntı

Ah bu zaman! Zaman nasıl değişken bir kavram. Zaman uzun, zaman kısa! Geçmiş ve geleceği anlatsa. Yaratılana olan aşkımız, aslına kavuşmak vuslatsa. Yıllar ay, aylar gün, günler saatler kadar kısalmasa.  Ya da ölümle yaşam arasında gidip geldiğimiz anlar bir ömür kadar uzayıp artmasa. Mutluluk zamanın uzamasını, kötü günler kısalmasını aratmasa.     Ya da saniyelerin ölmekle yaşamak arasında gidip gelen ve bitmeyen uzun zamanlar...Ben bazı insanları yazdım. Unutulmamaları dileğim. Hangi meslekten diye sormayın. Şehitlere de mesleğini sormuyorlar zaten. En geçerli meslek insan olmakmış.     Öyle yazmıştı, Azrail kapıya gelmediği bir an, depremin hesapta olmadığı bir zaman, Ahmet Doğan İlbey, “Dil kapısında insanı, dil terazisinde tartarlar, Bezm-i Eles’teki kelimelerle tanış olup olmadığına bakarlar. Tanışsan Hz. İnsan yazarlar,” diye. Yazardık, şairdik, ozandık. Âşıktık sonunda. Kimimiz Allah’a, kimiz O’nun yarattıklarına meftun olduk. Ro-manlar yazdık. Şiir olduk siyah saçlı bir dilberin gözlerinde. Sazın telleri, güzellikleri güzellemelerle anlattı. Sonuçta Yaratandan dolayı güzellikleri aradık yaratılanda.1114, 1513, 1795 ve seneler. Her defasında yerle bir olmuş; “Kozan, Samsat, Adıyaman/ Urfa Antakya Harran/ Halep Azez Elbistan/ neden hiç bahsedilmemiş/ kırk bin kişinin öldüğü/ Maraş koca bir destan/ Her yer kendince roman.”
Yazar:Zekeriya Çakabey
Sayfa Sayısı:112
Dil:Türkçe
Isbn:9786257831710
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:12.07.2023
120 TL
85,80 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Sarsıntı
Ah bu zaman! Zaman nasıl değişken bir kavram. Zaman uzun, zaman kısa! Geçmiş ve geleceği anlatsa. Yaratılana olan aşkımız, aslına kavuşmak vuslatsa. Yıllar ay, aylar gün, günler saatler kadar kısalmasa.  Ya da ölümle yaşam arasında gidip geldiğimiz anlar bir ömür kadar uzayıp artmasa. Mutluluk zamanın uzamasını, kötü günler kısalmasını aratmasa.     Ya da saniyelerin ölmekle yaşamak arasında gidip gelen ve bitmeyen uzun zamanlar...
Ben bazı insanları yazdım. Unutulmamaları dileğim. Hangi meslekten diye sormayın. Şehitlere de mesleğini sormuyorlar zaten. En geçerli meslek insan olmakmış.     Öyle yazmıştı, Azrail kapıya gelmediği bir an, depremin hesapta olmadığı bir zaman, Ahmet Doğan İlbey, “Dil kapısında insanı, dil terazisinde tartarlar, Bezm-i Eles’teki kelimelerle tanış olup olmadığına bakarlar. Tanışsan Hz. İnsan yazarlar,” diye. 
Yazardık, şairdik, ozandık. Âşıktık sonunda. Kimimiz Allah’a, kimiz O’nun yarattıklarına meftun olduk. Ro-manlar yazdık. Şiir olduk siyah saçlı bir dilberin gözlerinde. Sazın telleri, güzellikleri güzellemelerle anlattı. Sonuçta Yaratandan dolayı güzellikleri aradık yaratılanda.1114, 1513, 1795 ve seneler. Her defasında yerle bir olmuş; “Kozan, Samsat, Adıyaman/ Urfa Antakya Harran/ Halep Azez Elbistan/ neden hiç bahsedilmemiş/ kırk bin kişinin öldüğü/ Maraş koca bir destan/ Her yer kendince roman.”

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı