El Ele Tezatlar
“…Ve kulağına garip gelebilir belki ama biz, bizi zincirlerimizden azat edecek bir ‘kurtarıcı’ falan bekliyor olmuyoruz.”
Türk edebiyatının iki asrı aşkındır süregelen meselesi olan “Biz kimiz?” sorusu yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sinde hâlen bütün tazeliğini korumakta. Dünyayı anlamlandırmaktan etrafımıza doldurduğumuz insanlara, düşünme biçimimizden yaşam tarzımıza kadar pek çok yönümüzü belirleyen bu aidiyet ve kimlik çıkmazı toplumumuzu ne ölçüde etkilemekte? Hangi noktalarda bir ülkeye sıkıştırılmış bu iki farklı kültür, insanların hayatını kolaylaştırmakta, hangi yönlerdense güçleştirmektedir? Kimler içine doğdukları kültürle barışıkken kimler akıntıya karşı kürek çekmek zorunda kalmakta, kimler direnmeyi bırakıp gerçeklerden uzaklaşma gayretleri içerisindedir? El Ele Tezatlar’da birbirlerinden çok farklı aile ve çevrelerde yetişmiş iki üniversiteli genç olan Ferit ve Selma’nın ilişkileri, başlarına gelenler ve hayatlarının onları bambaşka yaşantılara sürükleyişinin arka planında orta sınıf kadınların altın günlerinden Anadolu’nun kaotik otobüs terminallerine kadar bir memleket gerçeği irdeleniyor; bu yolculukları süresince “kendilerinin” saydıklarıyla yüzleşmek, “biz” ve “öteki” saydıklarını yeniden sorgulamak mecburiyetinde kalıyorlar.