Gökyüzünün Ardında
Kendimi küçük bir çukurun içine attım, kurşunlar üzerime yağmaya devam etti. Artık gidecek hiçbir yerim kalmamıştı, uzandım ve gökyüzüne baktım. Yağmur damlaları yüzümü dövüyor, göz kapaklarım giderek kapanıyor, dudaklarım titriyor, yüreğim yerinden çıkacakmışçasına atıyordu. Bu koca arazide üzerime kurşunlar yağarken ben küçücük bir çukurda çaresiz kalmıştım. Ölüme hiç bu kadar yakın hissetmemiştim kendimi. Sevdiklerimi düşündüm, kim bilir ne kadar ağlayacaklardı ardımdan? Kim bilir ne kadar özleyeceklerdi beni? Sonra bir şimşek çaktı, yağmurun şiddeti giderek arttı, içime derin bir hüzün çöktü. Bu dağa attığım ilk adımımı düşündüm. Beni, bu çukura getiren o adımı. İnancımı kaybetmek üzereydim. Bir yerlerde kurtuluşa dair bir umut varsa bile ben o umudun çok uzağındaydım. Çok geçmeden toparlandım, kendime geldim. Kader günün birinde beni bu çukura getirene kadar hiçbir şeyden vazgeçmemiştim. Bugün de öyle yapacaktım, vazgeçmeyecektim. Unutmadan söyleyeyim, bu hayatta herkesin bir kavgası vardır. İşte bu da benim kavgam.