Kara Kalp Eylemsizliği
Yangınlardan geliyorum.
Toprağa beni rengârenk düşüren Tanrı, boyar mı evreni turuncuya?
Bir ateş, öyle bilindik ve sıradan...
Ne kadar alevlenebilir ki bir imkânsızlığın içinde?
Öyle işte. Öyle geliyorum ben sana.
Senden geliyorum buraya...
Bir zamanlar kısık ses tonuyla dünyayı bunca çirkinlikten kurtarabileceğini düşündüğüm o adamın kurak topraklarından geliyorum.
Vadedilen o kırmızı kiremitli çatılardan...
Türkçe acılar arıyorum, dilini yeni öğrendiğim bir yerde. Acıyı başka dillerde arıyorum. Daha Türkçesi yok bunun, inan...
Ahşap beşiklerde sallanan plastik bebeklere döndü kalbim... Hiç büyümüyor bedenim...
Çığlıklardan geliyorum.
Çilek kokulu tabutlarda verdiğim o savaş, bir mezara konu oldu şimdi.
Belki bir kavga, bir kaos hâli...
Bu, Kara Kalp Eylemsizliği...