Kovgun İsa Türküsü
tozları sayıyor
zıplıyor oradan oraya
genç kuşların yüreklerini yokluyor
basit sözcükleri kanatlandırıp
köprüler kurduruyor…
ve, ay! mutsuzluk,
demişti hep de, o kadar
çok ve arsız ki
bu ayrık otu… burada.
merhaba! kaç saat!?
bükülmelersiz bıçak yüreğini
kuşkulu, sorgular dolu
beyniyle bilerken:
İLERLİYOR, bulutlara varacakmış.
vardıydı da ayrıca, ilerlemişti ÇÜNKÜ.
ama şimdi, orada, şurada
ölü, diri, öylecene: DURMAKSIZIN