Leyla’dan Mevla’ya
Bazen yüreği öyle daralır ki insanın varmak ister hakiki sahibine ve bir anda şunu fark eder; varmak için hakiki sahibe, geçmek gerek varlığından. Varlığından geçmek, asla yok olmak değildir. Kavuşmak için aşka aracı olur kelimeler ama öyle zaman gelir ki yetersiz kalır tüm kelimeler. Her şeye muhtaç olan fani insan, en başta da sağlıklı bir iletişime ihtiyaç duymaktadır. Belli zaman sonra yetmez insana fani kullarla muhabbet, gönül ister Allah ile muhabbet. İşte bu dakikadan sonra devreye girer tüm duygular, adeta dile gelir tüm kelimeler. Muhabbetin ateşi öyle sarar ki fani bedeni, görmez olur insan artık fani âlemi.
Bir yol arar durur insan kavuşmak için hakiki dosta, bazen çıkmazlara düşer ama nasip etti ise Rahman kalkar ve tekrar yol alır insan bu çileli yolda. Kolay mıdır kaldırmak böyle bir yükü omuzlarda? Talip oldunsa hakiki aşka dayanacaksın tüm cefaya, selam vermeyeceksin sefaya.
İşte bu satırların kaleme alınmasındaki tek gaye: Fanisin insanoğlu var farkına, uyup da nefsine kalma çıkmazlarda…