Muçi
"...İnsan, ruhunda bir lekeyle doğar. Çoğu gizler. Azı yapamaz. Daha da azı utanır bu durumdan. Alır eline süpürgeyi sürer üstüne lekenin. Çıkmaz. Çamaşır makinesine atar. Tüm deterjanları boşaltır. Geçmez. Tırnaklarıyla kazımaya başlar bu kez. Kabuk bağlamış bir yara değildir. Bilemez bunu. İşe yaramadığını anlar. Zımpara alır eline dümdüz olsun diye leke. Yine başarısız olur. “Ahmakça” davranır. “İnsanca” davranır. En nihayetinde ikisi de aynı şeydir. Son çare saklamayı dener, çoğu gibi. Hemen sobelenir. Leke artık kir olmuştur. Herkes görmüştür. Kirli bir insandır. Ne yazık ki yine de insandır. Aldanmaya mahkûm, aldatmaya elverişlidir. Etrafına aldanır, kendini aldatır. Zavallıdır. Oyunlar kurar zihninde. Sorular sorar. “Ne zaman? Ne zaman oluştu bu kir?” Zamansız olduğundan haberdar olmasına rağmen. İkinci soruyu geciktirmez. “Neden? Neden kirlendim?” Oysa ki sebebi çok açıktır. Bilinç. Sıra en son ama en can alıcı soruya gelir. “Kim? Kim bu kir?” Dünya üzerindeki bütün işaret parmakları suratına doğrulur. Tetiği çeker. Çıkan mermi kulağına fısıldar. “Sen!”