Mahşer Mevsimi
En mutlu anlara dair birçok şeyi,
çocukluk yıllarımızda bırakmış olsak da,
bu hayatta ölümden hariç sizi üzmesine izin
vereceğiniz tek şey;
okuyacağınız bu, hüzünle beslenen
aşkla süslenen ve yalnızlık dilinin hasret kokan
yanık şivesiyle seslenen
"Mahşer Mevsimi" adlı kitabım olsun.
EN SONUNDA AŞK
Duyunca fırtına yüklü sesini;
Sayende savruldum en sonunda aşk.
Önümü göremem yok et sisini,
Kaybettim kendimi en sonunda aşk.
Baharı kış eder değince nazar,
Üşütür ansızın bir kutup kadar,
Bir günde ömürlük alınca hasar,
Defettin küf ettin en sonunda aşk.
Mecnun çölünde var, Ferhat’ın dağı,
Gurbet hiç görmedi böyle gözdağı,
Hesapsız gelirken bir hazan çağı,
Mahşeri istedi en sonunda aşk.
Mutluluk göçtü bir anda kuş gibi,
Üzüntüm her yolda hep yokuş gibi,
Hasret hapishane, ben koğuş gibi,
Kaldım yana yana en sonunda aşk.
Sır gibi herkesin derdi ayrılık
Ağzımın payını verdi ayrılık,
Hayra yorulmaz bir şerdi ayrılık,
Günahıma girdin en sonunda aşk.
Leyla'nın izinde Mecnunun çölü,
Şirinle Ferhat’mış dağların dölü,
Yürek kan ağlarken akılsa ölü,
Deliye döndürür en sonunda aşk.
Yalanı gerçekle sileyim desem,
Feleğin bağrını deleyim desem,
Her şeyi kendimden bileyim desem,
İlk hatamla öldü en sonunda aşk.