Uzun Yolun Işıkları
Gün olur, ilim hedefine yönelebilir. Ne okunacaktır, niçin okunacaktır, ne zaman okunacaktır, bilinebilir. İlim sayesinde yaratılışın ve yaşayışın sırrına erişilebilir. Dünyamız kendi sınırlarını aşıp metafizik meydanlarla genişleyebilir. Beyin bilginin, gönül huzurun kaynağına doğru bir yol tutabilir. Kalemimize bereket, hükmümüze isabet, sözümüze tesir gelebilir. İlim Hakk’ın hizmetine girebilir. İnsan, Kur’an ve sünnet boyutlarında bir İslam’a özlem duyabilir. İslam’ı bir bütün olarak görme sevdasına tutulabilir.
Gün olur, Âdem’in evlatları olarak yüzümüz güler. Gönlümüzde güller açar, önümüzde nurlar uçar. Beynimiz, bileğimiz, yüreğimiz bereketlenir. Dünya ahiret, zaman mekân, yaratan yaratılan, kitap hitap, hak vazife, Rasül usul... Her şey yerini bulur. Taşlar yerine oturur, dere yatağına çekilir. Herkes önünü görür, görevini bilir. Dünya sanki yeniden kurulur. Kardeşlik, adalet, bolluk bereket... Âlem başka bir âlem olmuştur. Güneş sanki daha bir heyecanlı ve sevinçli doğar, yağmurlar daha sıcak yağar! Bulutlar tarlalarımıza eğilir, kuşlar daha alçaktan uçar.