Anlayan'a
Ne tuhaftır anlaşılamamak. Anlatırsın anlatırsın da anlaşılamazsın. Ne sebepledir bilmem çevremiz hep bizi anlayanlarla doludur ki işte tam da o kişileridir aslında bizi anlamayan. Anlamış gibi yapan. Günlük yaşantımızda her birimizin kendince ayrı tasası derdi varken neden bizi anladığını ifade edenler, aslına bizi en anlamayanlar olurlar? Gerçekten insan hayattan ne isteyebilir? Anılarının acılarının arasında bir tutam anlaşılmak.
Yarım kalmışlıkların perdesinde,
Özleminde, kederinde anlaşılmak.
Belki de bir çoğumuz “anladım” kelimesinin neticesinde karıştı gitgide yalnızcı gerçekçi topluma.
Yalnız hissederken kendisini tüm benliğiyle, boğuşurken onu anladım diyenlerin arasında.
Suskunluğuyla,
Onu anlayacağına inansa karşısındakinin, dökeceği hali hazırda bekleyen
Suskunluğuyla boğazında düğüm, düğüm olmuş kelimeler…
Yüreğinde dolmuş taşmayı bekleyen,
Tel, tel olmuş kirpikleri arasından akacak gözyaşlarıyla…
Atlatamamışlığımın anlatamamışlığı bu….