Köyümün Esir İnsanları
“Sabahın şavkı vurmaktaydı her birinin karanlıkta kalmış gözlerine. Saatlerdir gün ışığından mahrum kalan gözler şimdi kamaşıyordu gün ışığıyla. Günlerdir kâh havasız vagonlarda kâh geminin nefessiz bırakan ambar odalarında kaldıklarından baygın yüzlerine çarpan temiz havayla ayılmış gibiydiler. Öyle ki deniz havası, her birinin hava almaya hasret kalmış ciğerlerini açıyordu. Dışarıda da kuvvetli bir lodos esmekteydi. Rüzgâr bile onların perişan hallerini görünce ağıt yakan anaların dizlerini dövmesi gibi estikçe esiyor, deniz kabardıkça kabarıyordu. Uçsuz bucaksız atlas yorgan gibi uzanmış maviliklerin ortasında, allı pullu bir gelin gibi karşılarındaydı Milos…”
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda, Yunan jandarması tarafından bir gece köylerindeki evlerinden ansızın alınıp Milos Adası'na sürgüne götürülen vatansever büyük dedelerimizin hikâyesi…