Sınırsız
Mustafa Ekrem başkomiserin öfkesinin gerçek sebebi, karşısındaki gençleri uzun yıllardır tanıyor olması ve isnat edilen suçları yapabileceklerine ihtimal vermemesindendi. Kafasında sorular dönüp dolaşıyor, bir türlü işin içinden çıkamıyordu.
Bir bardak su alıp, yavaşça yudumlarken, ben bu işin içinden çıkamayacağım diye düşündü. Saçmalıklar silsilesi bitmiyor, artarak devam ediyordu.
Başkomiser masasına oturarak, beş gence tek tek sordu:
“Ozan, sen nasıl onca adamı dövüp hastanelik edebildin? Ne istedin adamlardan diye sormuyorum, ondan önce nasıl yaptın onu söyle. Süper kahraman mısın, nesin oğlum sen?”
“Azem, sen 10 senede üniversiteyi bitirememiş adamsın. Bilgi yarışmasındaki soruların hepsini nasıl bilebildin ve nasıl milyonlarca lira kazandın?”
“Zafer, yarışmanın sunucusuna neden kafa attın evladım?”
“Mesut, daha delirtmeden bana söyle, Belediye Başkanını neden öldürmeye çalıştın?”
“Sinan, peki doktor, polisin burnunu neden kırdın?
“Çocuklar bu kadar saçmalık yeter. Şimdi adam gibi bana ne oldu, bitti anlatın.”
Gençler, nasıl olduğunu bilmeden gizemli güçlere sahip olunca, kendilerini tehlikeli ama komik bir maceranın içinde bulmuşlardı.