Tahattur
Eyüpvarî sabır ile çiçeklerin açacağı baharı bekliyor ve karşımıza çıkan her badirede diyoruz ki: “Aşk vadisinde hiçbir nişane, hiçbir iz yoksa üzülmemeli! Çünkü Hakk’ın lütfu ile bazen umutsuzluktan bile umutlar doğar! Ey gönül! Sakın umutsuzluğa düşme! Allah’tan umudunu kesme ki bazen can bahçesindeki söğüt ağacının dalı bile hurma verir.”
Yunusvarî tevekkül ile balığın karnından çıkacağımız günü tahayyül ediyor ve her matemli gecenin huzur yüklü bir gündüzü olduğuna inanıyoruz…
Yakupvarî hissediş ile mukaddes iniltimizin hüzün içinde huzur, itminan içinde elem olduğunun idrakine varıyoruz. Ve bu idrak içerisinde gözlerimizden akan yaşların cehennemin kızgın alevlerini söndürecek nurdan, billurdan damlalar olduğunu hissediyoruz…
Yusufvarî bekleyiş ile taş medresede tedrisatı tamamlayıp zindandan çıkmayı umut ediyor ve her zaman olduğu gibi numune-i imtisal teşkil edecek müspet hareket örneklerini sergileyebilmeyi temenni ediyoruz…
İsmailvarî teslimiyet ile “Sen, o zalimlerin işlediklerinden, sakın Rabbinin habersiz olduğunu zannetme! O, sadece onları, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir.” (İbrahim, 14/42) ayetindeki uyarıya ve müjdeye kendimizi teslim ediyoruz…