ApTal Siyasi
Şehrin girişinde, çıkışında, kamu alanlarında, yol afişlerinde, parklarında ve bahçelerinde gülümseyerek poz verip, halkın göz zevkini bozan ahmaklar, tekrar ortaya çıkıvermişti. Fotoğraflarının yanına ahenkli bir sözde iliştirerek en iyi sloganını bulmaya çalışan bu gereksizlere, halk dilinde “büyük insanlar” deniliyordu…
Roman kahramanlarının, seslerini yükseltme zamanı gelmişti. Emile Zola’nın Etienne Lantier’i sendikalaşmanın, önemine vurgu yaparken Dostayevski’nin Radion Romanoviç Raskalnikov’u, Albert Camus’un mösyö Meursault’una caka satıyordu…
Abdullah, asansöre biner binmez yüksek sesle ‘’Konnichi Wa!’’ diye bağırmaya başladı, bir tepki alamayınca, hiç de Hintliye benzemeyen insanlara kısık sesle ‘’Namaste.’’ dedi. Turistler gülüşmeye başladığında ‘’Salam.’’ dedi, üç gün önce gelen Azerbaycanlı müşteriden öğrendiği ses tonuyla…