10 Dakika Geç Kaldım
Biz Trabzon yağmurlarında ıslandık Şeref’im, Erzurum ayazında kuruduk.
İstanbul karmaşasında ayakta durmak adına çok efor sarf ettik.
“El’e karıştık.”
Anlatamadık özümüzü.
Kimi duydu sesimizi, kiminin kulakları kapalı idi, yürekleri gibi.
Işıklar, yandı-söndü, söndü-yandı hayatımızda.
Geçmişe, bugüne, geleceğe emek verip, üç kuşağı bir yaşama sığdırmaya çalıştık.
Biz sevinçleri dışarı vurup, hüzünleri içimize akıttık.
“O” güzel sesinle, alıp da eline sazını, vurup da sazın tellerine dökemedin mi içindekileri Şeref’im?
Tutunamadın mı?
Erdoğan’ım da mı tutunamadı? Can kardeşlerim benim.
Elleri ellerimden, gözleri gözlerimden kayıp gidene dek, Erdoğan’ımın yanında olup da, sana yetişemedim mi Şeref’im?
Yetişseydim, bana neler diyecektin?
Neden beni “o” gün, “o” saatte görmek istedin?
On dakika geç kaldım.
Özür dilerim Şeref’im.