Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Sanal Dünya ve İnsan

Sanal Dünya ve İnsan

Sanal dünyada kurulan “Kişilerarası İletişim” neredeyse her an üzerimizde taşımakta olduğumuz “akıllı aygıtlar” ile gerçekleşmektedir. Sanal dünyanın göz kamaştıran renkleri, insanlığın kolay bir şekilde uyum sağlayabildiği teknolojik aygıtlar ile psikolojik bir bağımlılık ortaya çıkarmıştır. Bireylerin bağımlılık yaratabilecek düzeye gelebildikleri enformasyon teknolojileriyle ilişkileri, sanallığın evrenselleşmesiyle birlikte artış göstermiştir. Sanal mecralarda yer alan bireyler, şimdilerde pek farkındalık yaşayamasalar da ciddi bir psikopatolojik örüntü, toplum içerisinde hızla yayılmaktadır. Bu örüntünün psikolojik ve sosyolojik bir değerlendirme ile yaklaşımı mühim durmaktadır. Ağ toplumu olarak ifade edilebilen bu topluluk, kişilerarası iletişimin şeklini değiştirip, sanallaşmasına olanak sağlamıştır. Benliklerin bu “ağ”a takıldığı yeni toplumda, kişilerarası “gerçek” iletişim kurulamadığı gibi, çoğul bireyler “tekil topluluklar” görülmektedir.Sanal dünyada hep en iyi “AN”larımızı diğerleriyle paylaşmamız yanlış olan değil ancak asıl yanlış; sanal dünyada yaşayan bizler olarak bunu gerçek hayatımız olarak kabul etmemiz. Paylaşmak, paylaşabilmek insanlık için elbette çok değerli ancak sadece sanal dünyada izleyerek, duyarak, temassız kalarak değil; tam aksine temasta olarak, dokunarak, hissederek ve gerçek “AN”ın içinde var olarak hayata değer kazandırabiliriz. Yaşamak… yaşama hakkını vermek, sanal dünyadaki insanlığa çok mu uzaklarda kaldı?“Hayatı yaşamak mı?” yoksa “Yaşanılanları seyretmek mi?” bu ikilem, insanlığın belki de şimdilerde verdiği en büyük mücadelesi.
Yazar:Uzm. Sosyolog Klinik Psikolog Eda Deligöz
Sayfa Sayısı:241
Dil:Türkçe
Isbn:9786257811446
Boyut:13 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:04.09.2020
143 TL
143,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Sanal Dünya ve İnsan
Sanal dünyada kurulan “Kişilerarası İletişim” neredeyse her an üzerimizde taşımakta olduğumuz “akıllı aygıtlar” ile gerçekleşmektedir. Sanal dünyanın göz kamaştıran renkleri, insanlığın kolay bir şekilde uyum sağlayabildiği teknolojik aygıtlar ile psikolojik bir bağımlılık ortaya çıkarmıştır. Bireylerin bağımlılık yaratabilecek düzeye gelebildikleri enformasyon teknolojileriyle ilişkileri, sanallığın evrenselleşmesiyle birlikte artış göstermiştir. Sanal mecralarda yer alan bireyler, şimdilerde pek farkındalık yaşayamasalar da ciddi bir psikopatolojik örüntü, toplum içerisinde hızla yayılmaktadır. Bu örüntünün psikolojik ve sosyolojik bir değerlendirme ile yaklaşımı mühim durmaktadır. Ağ toplumu olarak ifade edilebilen bu topluluk, kişilerarası iletişimin şeklini değiştirip, sanallaşmasına olanak sağlamıştır. Benliklerin bu “ağ”a takıldığı yeni toplumda, kişilerarası “gerçek” iletişim kurulamadığı gibi, çoğul bireyler “tekil topluluklar” görülmektedir.
Sanal dünyada hep en iyi “AN”larımızı diğerleriyle paylaşmamız yanlış olan değil ancak asıl yanlış; sanal dünyada yaşayan bizler olarak bunu gerçek hayatımız olarak kabul etmemiz. Paylaşmak, paylaşabilmek insanlık için elbette çok değerli ancak sadece sanal dünyada izleyerek, duyarak, temassız kalarak değil; tam aksine temasta olarak, dokunarak, hissederek ve gerçek “AN”ın içinde var olarak hayata değer kazandırabiliriz. Yaşamak… yaşama hakkını vermek, sanal dünyadaki insanlığa çok mu uzaklarda kaldı?
“Hayatı yaşamak mı?” yoksa “Yaşanılanları seyretmek mi?” bu ikilem, insanlığın belki de şimdilerde verdiği en büyük mücadelesi.

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı