Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Çiçek Gibi

Çiçek Gibi

Arif Keskiner, namı diğer Çiçek Arif’in kendi hikâyesiyle birlikte,  aydınımızın bohem tarihini kaleme aldığı anılarla sarmalanmış kitabında kimler yok ki…  “Arif kirvemin bu anıları, kesinlikle anı değil salt, aynı zamanda da aydınımızın 1950’lerde başlamış ‘bohem yaşamının’ tarihi, hiç kuşkunuz olmasın. Üstelik, olağanüstü yalınlıkta, ustaca yazılmış. Okudukça tadına varacaksınız ve doyamayacaksınız. Eminim...”– Demirtaş Ceyhun “Yakın geçmişimizin Beyoğlu ağırlıklı Türkiyesi’nde paylaşılan bir yaşamı çekincesizce gözler önüne serdiği için Arif’in eline sağlık.”– Cengiz Alpman “‘Çiçek gibi’, Arif’in ne zaman keyiflense ettiği kelamdır. Kitap da öylesine keyifli...”– Birol Kudatgu “Kitabı kapattığımda bir süre kaldım öylece. Tadı damağımda değil, belleğimde kalmıştı...”– Tunç Başaran “Arif Keskiner’in anılarını okurken zaman zaman gözlerim doldu, zaman zaman da gülümsedim. Anıları okuduktan sonra Arif’e, ‘bu malzemeden bir roman yazabilirdin’ dedim. Çiçek Gibi gerçekten de bir Orhan Kemal, hatta bir Dickens romanının zengin malzemesini taşıyor.” – Atıf Yılmaz İçindekiler; Kuşları koklayıp, çiçeklerin sesini dinlemek...Anı değil, sanki aydınımızın bohem tarihiÇiçek gibi anılar...Çiçek niyetineAnnem namaz kılmıyor, uçuyordu...“Demirciler Çarşısı”nın Derviş Bey’i Memet AmcamMasal anası Sürmeli EmineSülüsüm Adana’ya kesiliyorÇocukluk eğlencesi Kurtuluş Bayramıİsyanlar... İskânlarSarhoş saracın çırağıKöy enstitüleri köylülereBen de herkes gibi çocuktumİhtilal görevlisi, bir kan davalıİlk aşk... Masum aşkAyakta ölmüşDevalüasyon bar açtırıyorMuharrem Amca... Sırrı... LiseÜçüncü mevki trenle İstanbulÇocuk ne bilsin nalbandıKaçamak aşk evliliğe çarpıyorNamus denetiminden geçiyorumÖnce, dilimi düzeltmeliyim!“Lan, polis misin yoksa sen?”“‘Camus’, ‘Kamü’ diye okunur oğlum...”Baylan sanatçıların durağıydı“Hani la sen Paris’e cideydun?”“Gittikçe artıyor yalnızlığımız...”Ergin Günçe’yle Nâzım’ı tanıyorumYaşar Kemal’in oğlu oluyorumHayatımın üniversitesi KulisHayalet Oğuz diye bir bohemCimcime diye bir kızVapurla gelen kadınVotkasından ayrılmayan Durnev TunaseliIstakoz alacak paramız mı var?Fenerbahçeli Aktedron FikretYaşar Kemal’in yüzük parasıRuhi Su’nun türküleri“Gel bizim fabrikaya müdür ol...”Sakın kavga etmeyinKöyde bir idealistKupayı elimizden kaçırdıkYine mi çiçeğiz?..Ali Çavuş ile Mustafa Kemal“Bu kahvede İşçi Partisi konuşulacak...”Şevket Hoca’nın aşkıKöyde başlık parası kalkıyorHarbiden askerlikBizim Rujdan, oldu Murat SoydanAskerlik bitiyor, işsizlik başlıyorCahit Irgat kendisine âşıktıKulis ile Fuaye maça çıkıyor“Üç Şef”in işletmesini alıyorumAdanalı niye Allah’a küfreder?Yılmaz Güney’in tek amacı sinemacı olmaktıKavga sahnesinin figüranı oluyorumYılmaz Güney’in ilk mahpusluğu “Ben artist olacağım...”Yılmaz, “Çirkin Kral” oluyorYılmaz Güney çok iddialıydıYılmaz Oldsmobil’ini Aybar’a veriyor“Boynu Bükükler”i basıyoruz“Umut” Cannes yollarındaKültür elçisi Abidin Dino“Umut”un bobinleri karışıncaElrom öldürülüyor, Türkiye karışıkYılmaz Güney hapisten çıkıyorLale İşkembecisi’nden Numune Kolej’eTerim’in Marmara’da kaybolan kayınpederi...“Sürü” filminin hikâyesi“Bayram” filmi nasıl “Yol” oldu?Prodüksiyon amirliğinden yayınevi müdürlüğüneOrhan Kemal’e ev alıyorumEdebiyatçılar Birliği Lokali’nin sakinleriTaksitli kitap satışında patlamaİlk trafik kazamı yapıyorumPiyango biletinden kaybolan 1.000 liraSel alıyor kitaplarıMuhterem Nur’un fotoromanı: “Ömrümce Ağladım...”Finike yollarındaBodrum’la kucaklaşıyoruz...Kınalıada’da İhap Hulusi’nin evi ve komşularıAda’nın renk cümbüşü TanaşRum kızı İvi’nin hikâyesiKayhan Türkçü, sevgisini şölene dönüştürürdü“Fotospor”da muhabirliğe başlıyorumYurtdışı maceram başlıyorPortakal sandığındaki baz morfinGece yarısı Münih’in kapı önündeÖğle üzeri Kopenhag görünüyorBeyoğlu’nu “kilit taşı”yla süslüyoruzAlev Ebüzziya’yla aşık atmak mı?..İskandinavya’da “bilinmeyen”e yolculuk!..“İsveççe öğren gel...”Bir parti malFareli aşk gecesiMarmarisli Hasanİşsizim... Aşksızım... NorrtäljeliyimBir omleti çok gördüler“Palme’nin Gülü...”Ana Tanrıça Kibele   
Yazar:Arif Keskiner
Sayfa Sayısı:330
Dil:Türkçe
Isbn:9789750407710
Boyut:15 X 23 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:23.03.2018
230 TL
182,39 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Çiçek Gibi
Arif Keskiner, namı diğer Çiçek Arif’in kendi hikâyesiyle birlikte,  aydınımızın bohem tarihini kaleme aldığı anılarla sarmalanmış kitabında kimler yok ki…
 
 
“Arif kirvemin bu anıları, kesinlikle anı değil salt, aynı zamanda da aydınımızın 1950’lerde başlamış ‘bohem yaşamının’ tarihi, hiç kuşkunuz olmasın. Üstelik, olağanüstü yalınlıkta, ustaca yazılmış. Okudukça tadına varacaksınız ve doyamayacaksınız. Eminim...”
– Demirtaş Ceyhun
 
“Yakın geçmişimizin Beyoğlu ağırlıklı Türkiyesi’nde paylaşılan bir yaşamı çekincesizce gözler önüne serdiği için Arif’in eline sağlık.”
– Cengiz Alpman
 
“‘Çiçek gibi’, Arif’in ne zaman keyiflense ettiği kelamdır. Kitap da öylesine keyifli...”
– Birol Kudatgu
 
“Kitabı kapattığımda bir süre kaldım öylece. Tadı damağımda değil, belleğimde kalmıştı...”
– Tunç Başaran
 
“Arif Keskiner’in anılarını okurken zaman zaman gözlerim doldu, zaman zaman da gülümsedim. Anıları okuduktan sonra Arif’e, ‘bu malzemeden bir roman yazabilirdin’ dedim. Çiçek Gibi gerçekten de bir Orhan Kemal, hatta bir Dickens romanının zengin malzemesini taşıyor.”
 
– Atıf Yılmaz
 
İçindekiler;
 
Kuşları koklayıp, çiçeklerin sesini dinlemek...
Anı değil, sanki aydınımızın bohem tarihi
Çiçek gibi anılar...
Çiçek niyetine
Annem namaz kılmıyor, uçuyordu...
“Demirciler Çarşısı”nın Derviş Bey’i Memet Amcam
Masal anası Sürmeli Emine
Sülüsüm Adana’ya kesiliyor
Çocukluk eğlencesi Kurtuluş Bayramı
İsyanlar... İskânlar
Sarhoş saracın çırağı
Köy enstitüleri köylülere
Ben de herkes gibi çocuktum
İhtilal görevlisi, bir kan davalı
İlk aşk... Masum aşk
Ayakta ölmüş
Devalüasyon bar açtırıyor
Muharrem Amca... Sırrı... Lise
Üçüncü mevki trenle İstanbul
Çocuk ne bilsin nalbandı
Kaçamak aşk evliliğe çarpıyor
Namus denetiminden geçiyorum
Önce, dilimi düzeltmeliyim!
“Lan, polis misin yoksa sen?”
“‘Camus’, ‘Kamü’ diye okunur oğlum...”
Baylan sanatçıların durağıydı
“Hani la sen Paris’e cideydun?”
“Gittikçe artıyor yalnızlığımız...”
Ergin Günçe’yle Nâzım’ı tanıyorum
Yaşar Kemal’in oğlu oluyorum
Hayatımın üniversitesi Kulis
Hayalet Oğuz diye bir bohem
Cimcime diye bir kız
Vapurla gelen kadın
Votkasından ayrılmayan Durnev Tunaseli
Istakoz alacak paramız mı var?
Fenerbahçeli Aktedron Fikret
Yaşar Kemal’in yüzük parası
Ruhi Su’nun türküleri
“Gel bizim fabrikaya müdür ol...”
Sakın kavga etmeyin
Köyde bir idealist
Kupayı elimizden kaçırdık
Yine mi çiçeğiz?..
Ali Çavuş ile Mustafa Kemal
“Bu kahvede İşçi Partisi konuşulacak...”
Şevket Hoca’nın aşkı
Köyde başlık parası kalkıyor
Harbiden askerlik
Bizim Rujdan, oldu Murat Soydan
Askerlik bitiyor, işsizlik başlıyor
Cahit Irgat kendisine âşıktı
Kulis ile Fuaye maça çıkıyor
“Üç Şef”in işletmesini alıyorum
Adanalı niye Allah’a küfreder?
Yılmaz Güney’in tek amacı sinemacı olmaktı
Kavga sahnesinin figüranı oluyorum
Yılmaz Güney’in ilk mahpusluğu
 
“Ben artist olacağım...”
Yılmaz, “Çirkin Kral” oluyor
Yılmaz Güney çok iddialıydı
Yılmaz Oldsmobil’ini Aybar’a veriyor
“Boynu Bükükler”i basıyoruz
“Umut” Cannes yollarında
Kültür elçisi Abidin Dino
“Umut”un bobinleri karışınca
Elrom öldürülüyor, Türkiye karışık
Yılmaz Güney hapisten çıkıyor
Lale İşkembecisi’nden Numune Kolej’e
Terim’in Marmara’da kaybolan kayınpederi...
“Sürü” filminin hikâyesi
“Bayram” filmi nasıl “Yol” oldu?
Prodüksiyon amirliğinden yayınevi müdürlüğüne
Orhan Kemal’e ev alıyorum
Edebiyatçılar Birliği Lokali’nin sakinleri
Taksitli kitap satışında patlama
İlk trafik kazamı yapıyorum
Piyango biletinden kaybolan 1.000 lira
Sel alıyor kitapları
Muhterem Nur’un fotoromanı: “Ömrümce Ağladım...”
Finike yollarında
Bodrum’la kucaklaşıyoruz...
Kınalıada’da İhap Hulusi’nin evi ve komşuları
Ada’nın renk cümbüşü Tanaş
Rum kızı İvi’nin hikâyesi
Kayhan Türkçü, sevgisini şölene dönüştürürdü
“Fotospor”da muhabirliğe başlıyorum
Yurtdışı maceram başlıyor
Portakal sandığındaki baz morfin
Gece yarısı Münih’in kapı önünde
Öğle üzeri Kopenhag görünüyor
Beyoğlu’nu “kilit taşı”yla süslüyoruz
Alev Ebüzziya’yla aşık atmak mı?..
İskandinavya’da “bilinmeyen”e yolculuk!..
“İsveççe öğren gel...”
Bir parti mal
Fareli aşk gecesi
Marmarisli Hasan
İşsizim... Aşksızım... Norrtäljeliyim
Bir omleti çok gördüler
“Palme’nin Gülü...”
Ana Tanrıça Kibele 
 

 
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı