Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Sesimi Duyan var mı ?

Sesimi Duyan var mı ?

“Dışarıdaki dünyayı arkada bırakıp, birilerini rahatsız etmekten kaçarcasına ürkek, içeri girdim. Dışarıda hava sisliydi, içerideyse canlı ama hüzünlü. Aslında ikisinde de yitik hayatlar vardı, ama içeridekiler en azından yitirdiklerinin arkasından ağlayacak kadar insandılar.” 17 Ağustos 1999 tarihinde gece saat 03.02’de yer yerinden ayrılıyordu resmen. 45 saniye değil, 45 saat, 45 gün, 45 yıl, neye sayarsanız nasıl sayarsanız sayın o kadar uzun, o kadar yerin dibinden geliyordu sarsıntı. Uğultular eşliğinde oradan oraya savuruyordu binaları, yapabileceğimiz tek şey kaçışmak, bağrışmak, ne yapacağını bilmeden oradan oraya koşturmaktı. Depremden sonra her şeyini kaybetmiş birisiydim artık. Evimi, dükkânımı, bacaklarımı… Ama bu insanların bakış açısıydı tabiri caizse, hayat devam ediyordu ve ben umudumu yitirmemeyi, isyan etmemeyi, sevmeyi, sevilmeyi, kazanmayı, kaybetmeyi, araştırmayı, öğrenmeyi, gülmeyi kısacası yaşamayı hiçbir zaman bırakmadım. Bugün, farklı zaman dilimlerinde yazılmış bu öyküleri okuyorsanız, kelimeler dokunuyorsa yüreğinize, bu her ne olursa olsun yaşadığımı görmem ve ona sıkı sıkıya tutunmam sayesindedir. Hayattaki güzellikleri görmek için yalnızca iyi bir hayat yaşamamız gerekmiyor…
Yazar:Fatma Altuntaş
Sayfa Sayısı:128
Dil:Türkçe
Isbn:9786050695601
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:31.12.2020
35 TL
25,03 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Sesimi Duyan var mı ?
“Dışarıdaki dünyayı arkada bırakıp, birilerini rahatsız etmekten kaçarcasına ürkek, içeri girdim. Dışarıda hava sisliydi, içerideyse canlı ama hüzünlü. Aslında ikisinde de yitik hayatlar vardı, ama içeridekiler en azından yitirdiklerinin arkasından ağlayacak kadar insandılar.”
 
17 Ağustos 1999 tarihinde gece saat 03.02’de yer yerinden ayrılıyordu resmen. 45 saniye değil, 45 saat, 45 gün, 45 yıl, neye sayarsanız nasıl sayarsanız sayın o kadar uzun, o kadar yerin dibinden geliyordu sarsıntı. Uğultular eşliğinde oradan oraya savuruyordu binaları, yapabileceğimiz tek şey kaçışmak, bağrışmak, ne yapacağını bilmeden oradan oraya koşturmaktı. Depremden sonra her şeyini kaybetmiş birisiydim artık. Evimi, dükkânımı, bacaklarımı… Ama bu insanların bakış açısıydı tabiri caizse, hayat devam ediyordu ve ben umudumu yitirmemeyi, isyan etmemeyi, sevmeyi, sevilmeyi, kazanmayı, kaybetmeyi, araştırmayı, öğrenmeyi, gülmeyi kısacası yaşamayı hiçbir zaman bırakmadım. Bugün, farklı zaman dilimlerinde yazılmış bu öyküleri okuyorsanız, kelimeler dokunuyorsa yüreğinize, bu her ne olursa olsun yaşadığımı görmem ve ona sıkı sıkıya tutunmam sayesindedir. Hayattaki güzellikleri görmek için yalnızca iyi bir hayat yaşamamız gerekmiyor…
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı